Müslümanların, dünya derdine düşüp kalmadan Allah’ın emrettiği üzere namaza devam etmesi ve ailesini de teşvik etmesi gerekiyor.
Ecdâdımız, kabristanları şehir içlerinde ve bilhassa câmi önlerinde yapmışlardır ki, orada sık sık kendi istikballerini tefekkür etsinler. Dünya hayatının fânîliğini yakînen hissetsinler de âhireti unutmasınlar. Gençliklerine, sıhhatlerine, güç-kuvvetlerine aldanıp kendilerini dünyada kalıcı zannetmesinler. Boş ve faydasız şeylerden yüz çevirsinler. Asıl gerekli olan âhiret sermâyesini bir an evvel tedârik etmenin gayretine girsinler.
Güneşin önce kızıl bir renge bürünüp sonra hızlıca gözden kaybolması gibi, her başlangıcın bir sonu vardır. Kimi zaman hazin, kimi zaman sevinçli, kimi zaman belli-belirsiz duygularla… Ama hayat, pek çok başlangıç ile pek çok sonun yaşandığı girift hadiseler sahnesidir. Böyle bir hengâmeden, insanın aradığı tek bir şey var; huzur…