Cenâb-ı Hakk’a ne kadar şükretsek az ki, bizleri meccânen, yani hiçbir bedel ödemediğimiz hâlde, hiçlikten varlığa çıkarma lûtfunda bulundu. Sayısız varlıklar içinde, taş toprak, ot yaprak, yılan-çıyan, kurt-kuş olarak değil, mahlûkatın en şereflisi ve mükerremi olan “insan” kıldı.
İnsan da büyük bir âlemin küçük bir modelidir. Onun bu basit görünen yapısına “Allâh’ın halîfesi” olmak şerefi ikrâm edilmiştir. Lâkin insan, rûhânî ve mânevî gıdalarla beslendiği takdirde mahlûkâtın en şereflisi olur. Aksi hâlde nefsânî yapısının esiri olursa, iflâsların en acısı olan ebediyet bedbahtlığına dûçâr olur.
Allah (cc), insana kıymet verdi ve O'nu eşrefi mahlûkat olarak yarattı. Fakat insan bunun kıymetini bilmez ise mahzun olacaktır. Peki kıymet bilmeyenlerin akıbeti ne olacak?