Geceden nasip alabilmek, “istiğfâr” ile başlar; tevhîd, salevât-ı şerîfe ve zikrin rûhâniyetine bürünmekle devâm eder. Seherlerdeki zikir, yâni kulun Mevlâ’sı ile buluşması, kalbin ihyâsı bakımından bulunmaz bir fırsat ve ihmâl edilemez bir ihtiyaçtır. Zira cesedimizin maddî gıdâya ihtiyâcı olduğu gibi, rûhumuzun da mânevî gıdâya ihtiyâcı vardır. Cenâb-ı Hak, seherlerde îfâ edilen zikre, sâir zamanlardakinden daha fazla kıymet vermektedir.
Mânevî terakkîde dikkat edilmesi gereken daha birçok usûl ve âdâb söz konusudur. Biz burada, bu usûl ve âdâbın belli başlıları üzerinde duracağız.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi kıyamet ile ilgili âyetlerden ve hadislerden bahsettikten sonra gece ibadetine (seherlere) kalkmanın püf noktalarından bahsediyor.
Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu'nun seher vakti yazıp cep telefonuyla belli bir gruba gönderdiği mesajlar şeklinde başlayan çalışma altıncı kitaba ulaştı. "Seherriyât 6", Ethem Hoca’nın gönül dünyasını şiirler ve açıklama metinlerle dile getiriyor.