İhlâstan mahrum gönüllerin riyâ ve gösteriş gibi marazlarla bulanık hayırları hiçbir değer ifâde etmez. Bu hususta en büyük tehlike, infâk edenin nefsine bir pay çıkarması veya yaptığı hayrı fânî menfaat düşünceleriyle gölgelemesidir.
Osmanlı ülkesi, vakıf müesseselerinin yaygınlığı ve yarışırcasına yapılan hayır-hasenat sâyesinde âdeta dilencisiz bir ülke hâline gelmiştir. Öyle zamanlar olmuştur ki, müslüman zenginler sadaka ve zekâtlarını verecek fakir bulmakta güçlük çekmişlerdir.