Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yakınlara verilecek sadakanın çok makbul olduğunu ve insana iki misli sevap kazandırdığını aşağıdaki hadisi şerifte belirtiyor. Zira fakirlere sahip çıkılıp onlara yardım edilmesini emreden İslâm dini, aynı zamanda akrabanın korunup gözetilmesini de emrediyor.
İnfakta bulunmanın, sadaka vermenin ölçüsü nedir? Sadaka vermenin bir sınırı var mıdır?
İnfakta bulunanların gururlanmaları, teşekkür ve minnettarlık beklemeleri, hayırlarının bütün ecir ve bereketini silip süpürür.
Sadaka ve iyiliklerin önündeki en büyük engel, “fakir düşme endişesidir.” Onu da insana telkin eden şeytandır. [bk. Bakara sûresi (2), 268]
Cenâb-ı Hak, nihâyetsiz lütfunun bir eseri olarak kullarına hayır yapma yollarını kolaylaştırmıştır.
Sadaka ile ilgili yapılan kısa video çalışması...
İçinde bulunduğumuz Mart ayı, Üç Aylar adı verilen, Allâh’ın lütuf, ihsan ve mağfiretinin âdeta sağanak sağanak yağdığı bir mevsimdir. İnsanın böyle zamanların farkında olması, elinden geldiğince bunları değerlendirmeye çalışması îcab eder. Bu aylar insanın karşısına çıkan ilâhî fırsatlardır.
Abdullah Sert Bey, "Malı saymak ve saklamak ile ilgili" hadis-i şerifi açıklıyor...
Abdullah Sert Bey, "En büyük sadaka nedir?" sorusunu cevaplıyor...