Sünnet, Kur'an-ı Kerim'den sonra İslam’ın ikinci kaynağıdır. Çünkü Cenab-ı Hak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i İslam Dininin tebliği ile görevlendirmiş ve O'nda insanlar için güzel bir örnek olduğunu bildirmiştir.[1]
Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) hem dil ile hem gönülden tam teslim olmuş sahabe efendilerimiz bizlere her müminin Allah'a (c.c) ve Resulü'ne (s.a.v) tam manada teslim olması gerektiğini göstermiştir. Onlar ne canlarından ne de malların korkmaksızın 'İşittik ve itaat ettik.' dediler. İşte gökteki yıldızlar misali sahabî efendilerimiz...
Peygamberimize neden bağlılık göstermeli ve itaat etmeliyiz? Peygamber Efendimize itaat ile ilgili ayetler.
Mü’minin mânevî seviyesi, Allâh’ın ve Resûlü’nün emirlerine itaati nisbetindedir. Îmânın kemâlâtı da bu itaattaki titizlik, hassâsiyet, muhabbet ve aşk nisbetinde artar.
Sünnetin kendisine sarılanları kurtardığı kesindir. Tâbiîn müfessirlerinden Dahhâk İbni Müzâhim ne güzel ifade etmiştir: "Cennet ile sünnet aynı konumdadır. Zira âhirette cennete giren, dünyada sünnete sarılan kurtulur."
Hayatımızın her ânında, âdeta bir gölgenin sahibine olan sadâkati misâli, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼin bizlere gösterdiği istikâmet üzere yaşamaya gayret etmeliyiz. Öyle ki; O Rahmet Peygamberiʼnin ümmeti olduğumuzu -dilimizden ziyâde- hâl ve davranışlarımız söylemelidir. Oʼnun yolunda ve istikâmetinde olduğumuzu, hâlimiz ifâde etmelidir.
Efendimiz’in irtihâlinden sonra Hazret-i Ömer’in ağlayarak şöyle bir mersiye okuduğu nakledilmiştir: