Başkalarını hor görerek kendini beğenmek kadar, insanı mânen helâk eden bir başka felâket yoktur. Bunun içindir ki Mevlânâ Hazretleri, birçok mânevî tehlikeden selâmetin; tevâzûya bürünmekle mümkün olacağını ifade sadedinde şu teşbihte bulunmuştur: “Kılıç, boynu olanın boynunu keser!.. Gölge, yerlere döşenmiş olduğundan, hiçbir kılıç darbesi onu yaralamaya muvaffak olamaz.”
Ahlâkın başı, kişinin haddini bilmesi, büyüklenmeyip alçak gönüllü davranması ve hattâ nefsine fırsat vermemek için kendini olduğundan daha aşağı görmesidir. Bu durum aynı zamanda kişinin, hayatta daha gayretli ve çalışkan olmasını da temin eder.
Rasûlullah -sallâllahu aleyhive sellem-, insanların en yücesi olmasına rağmen aynı zamanda en mütevâzı olanıydı. Mekke’yi kansız bir şekilde fethettiği gün insanlar nezdinde en kuvvetli göründüğü bir ân idi. Senelerin zulmünün kısâsını yapabilme imkânına sahipti. Lâkin O “Af ve Rahmet Peygamberi” idi.