İnsanoğlunun yeryüzündeki vazifesi, ilâhî muhabbeti gönüllere aşılayan bir rahmet kapısı olmaktır. Büyük ruhlar, Cenâb-ı Hakk’ın şefkat ve merhamet nazarı ile mahlûkâta bakış tarzına muvaffak olanlardır.
İnsanlar bilgiye ihtiyaç duyma hususunda diğer mahlûkattan bariz bir şekilde farklıdır. Diğer varlıkların ilme ihtiyacı yoktur. Kedilerin yahut kuşların bizim anladığımız mânâda ilme, talime, öğrenmeye ihtiyacı olmaz. Çünkü onlar hayatlarını, Cenâb-ı Hakk’ın doğuştan kendilerine lutfettiği sevk-i tabiîler (içgüdüler) ile sürdürmektedir.
Bir kul, nefsinin hevâ, heves ve ihtiraslarını bertaraf edip rûhânî istîdatlarını inkişâf ettirdiği zaman, Hakkʼa râm olur, ilâhî ahlâk ile ahlaklanır, Cenâb-ı Hakkʼın dostu olur.
Gerçek mânâda tasavvufî terbiye ile kemâle ermiş kimseler her dâim kalben Allah ile beraber olup Allâhʼın rızâsına vesîle olacak amellerle meşgul oldukları için, Cenâb-ı Hak da onların bâzı işlerine kefil olur.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bugünkü gündem yazısında kıyamet gününü hatırlatan ayet ve hadislerle ahiret hayatına dikkat çekiyor.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bugünkü yazısında infâk ettiğimiz şeylerin hangi nitelikte olması gerektiğini ayet ve hâdislerle vurguluyor.