Bugün biz ve nesillerimiz, kime benziyoruz? Akrabalık, komşuluk ve dostluk münâsebetlerimiz; ceddimize mi, ağyâra mı benziyor? Sokağımız, şehrimiz, ticaretimiz, pazarımız; ecdâdımıza mı, yoksa ecdâdımızın zıddı olanlara mı benziyor?!.
Hakîkî müslüman, İslâmʼı şahsiyet ve karakteriyle temsil edebilen insandır. İslâm, dâimâ bir “şahsiyet” ister müʼminden. Dîni temsil edebilmek de ancak güzel bir şahsiyetle olur.
Hicret esnasında neler yaşandı?
Biz, ecdâdımızın merhametinden, onun mücessem şekli olan vakıflarından hâlâ istifâde hâlindeyiz. Bizim torunlarımız, bizden kalacak hangi eserden istifâde edecek? Ardımızda oyun, eğlence, kibir ve bencillik mezbeleleri ve harâbeleri mi bırakacağız? Yoksa ecdâdımızın bize mîras bıraktığı gibi vakıf müesseseleri, yani şefkat, merhamet, hizmet ve fedakârlık âbideleri mi?
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Altınoluk Dergisi'nin Mart sayısında yayımlanan makalesinin son bölümünde "kibir" konusuna değindi. Yazıda, Kur'an-ı Kerim'de kibirlendikleri için cehenneme atılacağı zikredilen Karun, Ebrehe gibi kimseleri örnek gösteriyor.
Geçtiğimiz günlerde, İngiltere'nin başkenti Londra'daki bir kilisede, bir grup Müslüman namaz kılmıştı. Bu da kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. Peki kilisede namaz kılınabilir mi? Ahmet Hamdi Yıldırım hoca cevaplıyor.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetlerinde hayra çağıran hayırlı ümmetin vasıflarından bahsediyor.