Mübârek Kur’ân ve gufran iklimini, ömrümüzün son fırsatı olarak değerlendirebilirsek, ondan istifademiz âzamî derecede olacaktır. Ramazân-ı şerifleri Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve Hak dostlarının şevk ve iştiyâkıyla ibâdet ve tâat ile doldurmamız îcâb eder.
Oruçlu iken ağza bir şey girmemesine dikkat edilmesi gerektiği gibi, ağızdan çıkan her söze de dikkat edilmelidir. Dilimiz kalblere saplanan bir diken değil, rahmet lisânı olmalıdır. Gerçek ve feyizli bir Ramazan hayatı yaşayabilmek için Kur’ân hikmetleriyle yoğrulmuş hassas bir gönle ve İslâm’ın güleryüzünü yansıtan mütebessim bir çehreye sahip olmak gerekir.
“Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim)
Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf, feyizli bir hayatın yaşandığı mübârek bir mükâfât ayıdır. Nâil olduğumuz sayısız nîmetlerin kadrini hatırlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanın sırrına, Hakk Teâlâ’nın emir buyurduğu oruç nîmeti ile kavuşulur.
Oruç insanın kuvve-i şehvâniyesini kırdığı gibi nefsin hevâ ve hevesini kırarak bütün âzâları günahtan, isyandan ictinâb ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyân buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesâisi başlıca iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvâniyedir.
Ramazân-ı Şerîf, aynı zamanda güzel bir kulluk terbiyesidir. Allâh’a samîmî bir gönülle kul olamayanlar, neticede kula kul olmak gibi kötü bir âkıbete dûçâr olurlar. Bu hâl ise insanlık haysiyet ve şerefine yazık etmektir.
Prof. Dr. Saffet Köse ile "Kalb Orucu" üzerine...
İbadet, maddî faydası için değil, Allâh’ın emri olduğu için yapılır. Orucuna dünyevî bir maksat karıştıranlar, şu nebevî îkâzın muhâtabı olmaktan kurtulamazlar: “Nice oruç tutanlar vardır ki orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz!..”
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Umut Karabulut’tan öğrendiğimiz, Ramazan ayında oruç tutanların kalp sağlığını koruyacak öneriler…