Oruç ibadeti, yaşattığı kısacık bir mahrumiyetle, nîmetlerin kadrini hatırlatarak açların hâlinden ve muhtaçların derdinden anlamayı telkin eder. Böylece gönüllerde şefkat, merhamet ve cömertlik pınarlarının coşup taşmasına vesîle olur.
Erkam Radyo Sahurdan Sehere programı sunucusu İrfan Gündüz Bey, Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile özel bir mülâkat gerçekleştirdi. İstifadenize sunuyoruz.
Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, şükran hisleri uyandıran, yoksulların ve çâresizlerin hâlinden anlama şuuru kazandıran, nefsânî arzu ve temâyülleri bertaraf eden, gönülleri maddenin tasallutundan kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî meziyete eriştiren bir ibadettir.
Ramazân-ı şerîf, âdeta yoğunlaştırılmış bir mânevî tekâmül mektebi... Öyle ki; gönülleri zenginleştiren, kalplere seviye kazandıran; oruç, iftar, sahur, terâvih, mukābele, duâ-zikir, fitre-zekât, îtikâf, bin aydan hayırlı Kadir Gecesi ve bayram, bu mektebin temel dersleri... Bütün bu dersleri lâyıkıyla idrâk edip imtihanlarından yüksek not alabilmek ise, ilâhî af bayramına ererek ebedî kurtuluş berâtını alabilmenin en güzel yolu…
Meşhur bir atasözü vardır: “Can boğazdan gelir.”
Bugün maalesef lüks, israf, oburluk, güç gösterisi ve nefsânî ihtirasların arttığı bir devredeyiz. Hâlbuki oruç ibadeti bizlere, fânî nîmetlerin bir gün tamamen elinden alınacağı bir âhiret yolcusu olduğumuzu hatırlatarak, nefsânî zevklere takılıp kalmamayı, helâlleri bile asgarî seviyede kullanıp kifâyet miktârıyla yetinmeyi ve dünyevî imkânları âhiret sermâyesi kılma firâsetini telkin eder.