Genetik faktörlerin dışında, çevresel etkenler, alkol, sigara, ilaç ve bazı kimyasalların etkisiyle erkeklerde kısırlık oranının arttığı belirlendi.
Türk Böbrek Vakfı (TBV) Başkanı Timur Erk, "obezite ile mücadele" kapsamında düzenlenen toplantıda, çocukluk çağı obezitesinde her geçen gün görülen artışın gelecek nesilleri tehlikeye attığına dikkati çekerek, Türkiye'de 3 milyonun üzerinde belirlenmiş obezin 1,8 milyonunun 0-18 yaş aralığındaki çocuklar olduğunu kaydetti.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'ne sunulan raporda, 2030 yılına kadar dünya nüfusunun üçte birinin obez ya da aşırı kilolu olabileceği uyarısında bulunuldu.
Günde 8 saatten fazla oturmanın zararlarıyla mücadele edilmesi için "orta seviyede" egzersiz ve en az bir saat tempolu yürüyüş yapılması gerektiği bildirildi.
Sınırlı zamanlarda aç kalmaya dayanan oruç tutmaya benzer beslenmenin insülin duyarlılığını artırdığı ve açlık hormonunu dengelediği bildirildi.
Meşhur bir atasözü vardır: “Can boğazdan gelir.”
Doç. Dr. Mükremin Uysal, besinlerin sigara gibi doğrudan olmasa da obezite, karaciğer yağlanması, reflü ve ülser gibi hastalıklara yol açarak dolaylı yoldan kansere neden olduğunu belirtti.
İstanbul Bilim Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elmacıoğlu, "Ekonomik gücün yükselmesi, geniş yelpazeye sahip gıda sektörüne yönelik tüketimi artırıyor, dolayısıyla obez olma oranı da artıyor." dedi.
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orbak, 'fast food' türü yiyeceklerin ve şekerli içeceklerin obezitenin yanı sıra kronik hastalıklara yol açtığını belirtti.
Aşırı şişmanlık ya da obezite çağımızın en sinsi ve en tehlikeli kronik hastalığıdır.