Dünyevî arzular kıble hâline gelince, insan zaaflarının putperesti oluyor. Nasıl ki gözüne iki parmağını perde yapan kimse, karanlığa dûçâr oluyorsa, gönül gözünü gaflet perdesiyle kapatanlar da mâneviyat güneşinin mahrumu oluyor. Aslî hakîkatini, derûnî istîdatlarını dumura uğratıyor. Kendini nefs canavarına teslim eden insanın âkıbeti ne hazindir!..
Duyguları akıl, tecrübe ve vahyin ışığında uyarmak, ciddî ve meşrû işlere yönlendirmek gerekmektedir. Zira gerçek ve sürekli mutluluk yani cennet böyle bir mücâhede ile kazanılabilecektir.