Hazret-i Sâlih -aleyhisselâm-’ın kavmini ıslâh etmek ve onları içinde bulundukları hazin durumdan kurtarmak için gösterdiği gayretler bir netice vermemiş, âsî gürûh peygamberlerine karşı inat ve inkârlarında ısrâr etmişlerdi. Bunun tabiî bir neticesi olarak da ilâhî azâba müstahak olmuşlardı.
Semûd kavmi, kendilerine Allah tarafından mucize olarak verilen deveyi ortadan kaldırmaya karar verdiler. Ve netice olarak ilâhî azâba dûçâr oldular.
Biz âciz kullarını îmânın neşve ve huzûru ile merzûk kılan Allâh Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri’ne hamd ü senâlar olsun! İnsanlığı zulmetten nûra gark etmeye vesîle olan kâinâtın Fahr-i Ebedîsine salât ve selâm olsun!
Kur’ân-ı Kerîm, hâdiselerin özüne dikkat çeker. Zaman ve mekân unsurlarına ve onların isimlerine umûmiyetle fazla önem vermez. Zîrâ hâdiselerin ibret gâyesine hizmet etmeyen ayrıntılarına girmek, mes’eleyi teferruâta boğar ve kıssadan çıkacak hisseyi matlaştırarak onu anlaşılması güç bir hâle getirir.