Kur’ân, murâd-ı ilâhîyi ifâde eder. Onun her harfinde bin bir mûcize gizlidir. Kim Kur’ân’a daha yakınsa Allâh’a daha yakındır. Allâh’a yakın olan da Kur’ân’ın hikmetine ve sırlarına nâil olur, tefekkürü derinleşir, takvâ üzere yaşar. Takvâ ile yaşayana da Allah, satırlarda olmayanı öğretir.
İnfitâr, "yarılmak" mânâsına geliyor. Göğün yarılmasından (infitar) bahsettiği için bu isimle anılmıştır. Bu sûre ile önceki Tekvir sûresi kıyamet günü ve o günde olacak korku verici büyük hadiselerle ilgilidir. Peygamberimiz, gözüyle görüyormuşçasına kıyameti anlamak isteyen kişinin Tekvir, İnfitar ve İnşikak surelerini okumasını söylemiştir.
Kur’an-ı Kerîm’i okumaktan gaye düşünmektir. Bu da ancak ağır ağır okumakla mümkündür. Ağır okumakla hem Kur’an’a saygı gösterilmiş olur ve hem de Kur’an, okuyana tesir eder.
Kur’ân-ı Kerîm asıl kalp ile okunur. Kimin kalbi Cenâb-ı Hakk’a ve Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e daha çok bağlı ise, o, Kur’ân’ın esrârına daha fazla vâkıf olur. Câfer-i Sâdık Hazretleri de böyle bir kalbî kıvâma sahip olduğu için, âyet-i kerîmelerdeki inceliklere âşinâlığı herkesten fazla idi.
Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan kursa katılan 5 görme engelli, 64 saatlik eğitimin sonunda Kur'an-ı Kerim okumayı öğrendi.
Mersin'de sanayi sitesinde çalışan usta ve çıraklar boş zamanlarında iş yerlerine gelen hocalardan Kur'an-ı Kerim öğreniyor.
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Adana'da kıldırdığı sabah namazının ardından yaptığı konuşmada "Kur'an-ı Kerim sadece gökten bize inen bir talimatlar manzumesi değildir. Kul ile Allah arasındaki diyalogtur, konuşmadır." dedi.
Rasûlullah (s.a.v) İslâm’a dâvet ettiği insanlara ve terbiye etmek istediği ashâbına Kur’ân-ı Kerîm okur ve öğretirdi.
Ramazan, Kur’ân ayı… Kur’ân, rûhun gıdası…