Şunu aslâ unutmamak gerekir ki hiçbir meşrû gayeye, gayr-i meşrû bir yoldan gidilemez. Bu yüzden, ulvî bir gayeye hizmet etme iddiâsıyla Allâh’ın yasaklarını mübah sayanlara aslâ itaat ve teslîmiyet gösterilemez. Zira bu bir itaat değil, isyandır. Halkın hercümerç olmasına, toplumun fitne-fesâda düşmesine sebeptir.
Hayatımızın her ânında, âdeta bir gölgenin sahibine olan sadâkati misâli, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼin bizlere gösterdiği istikâmet üzere yaşamaya gayret etmeliyiz. Öyle ki; O Rahmet Peygamberiʼnin ümmeti olduğumuzu -dilimizden ziyâde- hâl ve davranışlarımız söylemelidir. Oʼnun yolunda ve istikâmetinde olduğumuzu, hâlimiz ifâde etmelidir.