Âyet-i kerîmedeki “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ifadesinin mânâsını bazı kimseler; sadece zâhirî ve dünyevî ilimleri bilmekten ibaret zannediyorlar. Hâlbuki Rabbimiz’in emri; hikmeti bilmek, ibret almak, tefekkürde derinleşmek ve ilâhî azamet karşısında ürperen rakik bir kalbe sahip olmaktır.
Hikmet sahibi insanlar her şeyin yerini ve önemini kavramışlardır. Önemsiz şeyleri abartma, önemli şeyleri ihmal etme hatası işlemezler. En önemli şeyleri en önemsiz şeyler için feda edecek ahmaklıklar yapmazlar. Aynı şekilde kendi yer ve değerlerini de bilir, ne şımarır ve azar ne de kendilerini ziyan edecek şekilde hayatlarını boşa harcarlar. Kendisine hikmet verilen kişiler sahip oldukları her şeyi (ömür, ilim, mal, sağlık vs.) de bir denge içinde yerli yerinde kullanırlar.