Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) tekrarladığı bir sualdir bu: “Düşünmez misiniz? Akıl erdirmez misiniz, aklınızı çalıştırmaz mısınız?” Bu sualleri idrak etmek için insan önce kendisine şunları sormalı: Niçin dünyaya geldin? Niçin yaşıyorsun? Kimin mülkündesin? Rızkını veren kim?..
İslam'a aklımızla mı yoksa kalbimizle mi inanmalıyız? İslam'da felsefenin yeri nedir? "İslam Felsefesi" tabiriyle neyi anlamalıyız? İşte bu soruların cevapları...
Son dönem Türk bilim ve fikir adamı olan Hilmi Ziya Ülken (1901-1974) özellikle Türkçe’de İslâm felsefesi tarihiyle ilgili kaynakların oldukça kıt olduğu bir dönemde yazdığı eserlerle ilâhiyat çevrelerinde geniş ilgi görmüş, uzun yıllar ilâhiyat fakültelerinde kitapları ders kitabı olarak okutulmuştur.
“Şeytanın aklı kadar aşkı (yani yüksek bir gönül ufku) da olsaydı, bugünkü İblis durumuna düşmezdi.” Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin İslam'da felsefenin yeri hakkında söylediği hakikatler, İslamiyet'in hikmetperver bakışını özetliyor. Düşünceye önem verenlerin okuduğunda lezzet alacağı bir söyleşi...
Batı’nın teknik ve ekonomik sahada ilerleyip dünya üzerinde güçlü ve müessir bir mevkiye ulaşması, Müslümanlar üzerinde “sanki medeniyette yükselebilmek için, aklı dînin önünde tutmak gerekirmiş” gibi bir anlayışın yayılmasına sebep olmuştur. Müslümanların tarihte İslâm’a sadâkatle bağlı oldukları dönemlerde dünyanın en muhteşem medeniyetlerini kurmuş oldukları gerçeği görmezden gelinerek, bu fikirler, âdeta salgın bir hastalık gibi, İslâm ülkelerinde de zihinlere aşılanmaya çalışılmaktadır. Zira Batı felsefesine duyulan hevesin temel sebebi, “İslâm dünya görüşü”nün ihtişâmından lâyıkıyla haberdâr olunmamasıdır.
İslâmî terminolojinin esasını teşkil eden Kur’ân-ı Kerîm’in çeşitli kelimelerle ifade ettiği ve çok sayıda âyette teşvikte bulunduğu düşünme eylemi, İslâm kültür tarihindeki entellektüel geleneklere hayat veren ve bu gelenekler içinde çeşitli açıklamaların konusunu teşkil eden insanî bir çabadır.
“İslâm’da felsefenin yeri nedir? Felsefenin hakîkate ulaşmada en mühim vâsıta olarak gördüğü «akıl»la nereye kadar gidilebilir? Akıl terazisi bütün hakîkatleri tartabilecek kudrette midir? Aklın tıkandığı noktadan sonra nasıl yol alınabilir?” gibi sualler, tarihte olduğu gibi bugün de zihinleri meşgul etmektedir.
Din niçin vardır, neden gereklidir? Dinin temel amacı nedir? İslam dininin mahiyeti ve Vahiy meleği Cibrîl'in öz itibariyle bildirdiği dinin üç temel unsuru.
İslâm, getirdiği ahlâkî prensiplerin en iyi ve en güvenilir şekilde hayata intikâlini sağlamak ister. Yalnız “bilinen” değil, aynı zamanda “yaşanan” bir ahlâk oluşturmayı hedefler.
Akademisyen, Alim Prof. Dr. Bekir Topaloğlu (80) bu gece İstanbul’da vefât etti.