Züleyhâ, Yûsuf’a olan aşkından dolayı gözleri kurumuş ve bedeni çökmüştü. İhtiyar bir kadından farksızdı. Elindeki her şeyini dağıtmış ve hiçbir şeyi kalmamıştı.
Hz. Yusuf (a.s.) kıssasında anlatılan Hz. Yusuf (a.s.) ile Züleyha’nın hikâyesi kısaca...
Büyük mükâfâtlar, dâimâ büyük sabırların, musîbetlerin ve iptilâların arkasından gelir. Hz. Ya’kub’un ve Hz. Yusuf’un yıllarca birbirlerinden habersiz olarak yaşadıktan sonra Allah’ın lütfu ile tekrar kavuşmaları da bunun bir örneğidir.
Hazret-i Yusuf’un- aleyhisselâm- bulunduğu makam ve mevki itibariyle, kendisini kuyuya atan kardeşlerine af ve merhamet sergilemesi bizler için “affede affede affolunma!” düsturunun müşahhas bir örneğidir.
Mısır’a erzak almaya gelen kardeşleri, Hz. Yusuf tarafından misafir edildikten sonra, Yusuf peygamber öz kardeşi Bünyamin’i yanına çağırdı ve onunla özel ilgilendi. Bünyamin’e: “–Ben senin kardeşin Yûsuf’um! Onların bize yapmış oldukları şeylere aldırma!” dedi. Bunu demesinde, Allâh’ın, hased edenlerin hîlelerini muvaffâkıyete eriştirmeyeceğine işâret vardır. Nitekim kardeşleri, Yûsuf’a neler yaptılar, ne hasedler ettiler ve nice ezâlar çektirdiler, fakat emellerine nâil olamadılar. Allâh Teâlâ önce iki kardeşi, sonra da babasıyla evlâdını birbirine kavuşturdu.
Mühim olan, zâhirî ve fânî güzellik değil, kalb ve ahlâk güzelliğidir.
Hazret-i Yusuf –aleyhisselâm- bir rüya gördü. Allahu Teâlâ, gördüğü rüyada onun ileride peygamberlik risaletini işaret etmişti. Babası Yakub peygambere rüyasını anlattı ve sonrasında yaşananları istifadenize sunuyoruz…