İnsanı, hizmet ve dâvâ yolunda muhabbet ve neşeyle koşturan, işte bu bir avuç heyecandır. Bu heyecanı söndürmek, büyük vebaldir. Zira heyecansız yürekler, bedeni ve imkânları harekete geçiremez, harikalar meydana getiremez. Heyecan biterse, kişi et ve kemik yığınına dönüşüverir.
Yüce Rabbimiz: “Allah, her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef tutar…” (el-Bakara, 286) buyurmuştur. Bir mü’mine düşen, yaptığı hizmetleri hiçbir zaman yeterli görmeyip; “Daha başka neler yapabilirim?” düşüncesiyle, sürekli bir hizmet arayışı içinde olmaktır.