Sırat-ı müstakîm kişinin toz olduğu, kul olduğu, kurban olduğu bir yoldur. Bu yol bütün kâinata rahmet olarak gönderilen Peygamberin ayağının tozu olup O’nu takip edilen yoldur. Bu yol insan üstüdür. Bu yol, insanlık için insanlığın yoludur. Bu yol, cihad yoludur. Bu yol, kendini feda etme mutluluğunun yoludur.
Hac, programı itibâriyle, insanı kalbî hassâsiyetlere yönlendirir. Nitekim Beytullâh, İbrâhim -aleyhisselâm- ve âilesinin tevekkül ve teslîmiyet hâtıraları ile dolu bir mekândır.
Safâ ve Merve Tepeleri, bugünkü Zemzem Kuyusu’nun bulunduğu noktada susuzluktan bunalmış olan İsmâil -aleyhisselâm-’ın vâlidesi Hazret-i Hâcer’in telâş ve heyecan içerisinde su bulmak maksadıyla gidip geldiği iki mübârek tepedir.
Haccı îfâya yönelen âşık gönüller, bir taraftan bu duâ ile yoğrulurken diğer taraftan da Harem-i Şerîf dâhilinde ve bütün Mekke sokaklarında Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in dolaştığını, yaşadığını düşünerek belki O’nun mübârek ayaklarının izi üzerinde bulunabileceğini hayâl eder, o izlere cân u gönülden yüz sürebilmenin heyecânını yaşar ve ondan intikâl etmiş nice hâtıralarla dolarlar.
Haccın îfâ edildiği mübârek topraklar, Hazret-i Âdem’den bu yana îmanlı yüreklerin rûhâniyetleriyle feyizlenmiş, âşıkâne gözyaşlarıyla sulanmıştır. Ârifâne bir gönülle hac yapanlar, o mekânlarda bunları ve birçok peygamberin mânevî izlerini arar ve onların hâtıralarından feyz alırlar. Çünkü müstesnâ bir feyiz menbaı olan bu kudsî mekânlar, nebîler silsilesinin muazzez hâtıraları ile doludur.
Peygamber Efendimiz hacda nasıl kurban kesti ve tıraş oldu? İşte siyerde anlatılan o bölüm...
Prof. Dr. Ömer Çelik, Haşr Suresi 16. ayette geçen "...Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana «İnkâr et» der. İnsan inkâr edince de: Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım, der." ayetinde şeytanın Allah'tan korkması olayını açıklıyor.