Hizmette bulunan kimseler, işleri sadece başkalarına yaptırmak şeklindeki bir üslûptan ziyâde, tesâhüb (sahiplenme) duygusuyla hizmete bizzat gönül ve güç vermelidirler. İşin bir ucundan tutmadan, sırf oturdukları yerden etrafa emirler yağdırarak hizmet yaptığını zannedenler, meselenin özünü kavrayamayan kişilerdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sevap kazanma hususunda ashabına verdiği güzel cevap...
Başkalarını hor görerek kendini beğenmek kadar, insanı mânen helâk eden bir başka felâket yoktur. Bunun içindir ki Mevlânâ Hazretleri, birçok mânevî tehlikeden selâmetin; tevâzûya bürünmekle mümkün olacağını ifade sadedinde şu teşbihte bulunmuştur: “Kılıç, boynu olanın boynunu keser!.. Gölge, yerlere döşenmiş olduğundan, hiçbir kılıç darbesi onu yaralamaya muvaffak olamaz.”