Duâ, Allah’ın azameti ve ulviyeti karşısında kulun aczini itiraf etmesi, muhabbet ve tazim duyguları içinde Allah’ın lütuf ve yardımını taleb etmesidir.
Kelime-i şehâdet, bir çadırın ortasındaki ana direk gibidir. Bu ana direk olmazsa, çadır aslâ ayakta duramaz. Yâni hiçbir güzel amel Allâh katında bir semere hâsıl etmez.
Bütün ibâdetlerin kalbî hassâsiyetler içerisinde edâ edilmesi îcâb eder. Şüphesiz ki ibâdetlerin en başta geleni de; dînin direği, mü’minin mîrâcı ve Cenâb-ı Hak’la mülâkâtı olan namazdır.
Duâ; rahmet kapılarının anahtarı, mü’minin silâhı, dînin direği, göklerin ve yeryüzünün nûrudur. Kime duâ kapıları açılmışsa, ona hayır, hikmet ve rahmet kapıları açılmış demektir.