Sen, adın ne olursa olsun, asırlardır yaşayan Fâtıma, Hanne, Sâre, Hatice annelerimiz gibi nicelerinin rûhunu içinde taşıyan, nâzende avuçlarına sinmiş misk kokusuyla zamana sığdırılamayan bu incilerin vârisi, İslâm kadınısın!.
Her hâlükârda toplum olarak geçirdiğimiz bu süreç, bizi daha çok dindarlaştırmış ve muhafazakâr bir yapıya mı dönüştürmüştür yoksa dinden daha uzak ve dünyaya daha meyilli bir hâle mi?