Dînî ilimlerin tahsilinde, öncelikle kalbe seviye kazandıracak mânevî terbiye ve takvâ eğitimine ağırlık verilmesi elzemdir. Zira kişiyi Hak katında makbul kılan, dînî tahsil diploması değil, kalbindeki takvâsıdır.
Takvâdan uzak bir dînî tahsil; ilâhî hakîkatleri dahî nefsânî kaygılarla değerlendiren, “din âlimi” etiketli “din tahripçileri”nin ortaya çıkmasına zemin hazırlar.