Takvâ ehli kâmil müʼminler, perdesiz bir gönül gözüyle âlemleri seyrederler. Kâinatın hikmet dolu sayfalarını ibretle okurlar. Nefs plânında ömür süren zavallılar ise gaflet parmağıyla gözlerini kapattıkları için, kâinat kitabındaki hiçbir hikmeti göremezler.
Hazret-i Mevlânâ ve emsâli gönül ehlinin bütün insanlığı şefkatle kucaklayan «...بَازَا، بَازَا» “Gel, gel, geri dön gel, ne olursan ol yine gel” daveti; yüksek bir îman şuurunun tezâhürüdür. Bu davet; hidâyet arayanları gönül dergâhında şefkatle tedâvi etmek, İslâmʼın nezâket ve ihtişâmıyla tanıştırmak için yükselen bir gönül nidâsıdır. İşte müʼminin gönül dünyası da, muzdariplerin mânen rehabilite edildiği bir rahmet dergâhı hâline gelmelidir.