Yeryüzü, göklere nisbetle denizde bir damla gibi, hattâ bundan daha küçüktür. Yedi kat semâ ise Allâh-ı Azîmüşşân’ın azâmetinden süzülmüş bir damladır.
“Marifetullah” bir tasavvuf terimi olarak biliniyor. “Allah bilgisi – Allah’ı bilmek” olarak mânâ verilebilir. Tasavvufta bu, “ledün ilmi, bâtın ilmi, esrar ilmi, hal ilmi, makam ilmi, fenâ-bekā ilmi, mükâşefe ve müşâhede ilmi” gibi ifadelerle birlikte düşünülerek belirli bir seyrü sülukla ulaşılabilecek “özel bir bilgi” mahiyetinde anlaşılmıştır.
Hazan mevsiminde yapraklarını tek tek döken bir ağaç gibi, şu fânî dünya hayatında günlerini çarçabuk tüketmekte olan bir kula yakışan en güzel haslet, tevâzûdur, haddini bilmektir.
Bu dünyada gönlü Allah ile olan bir mü’min; ömrünü nefsâniyetin hoyratlığında ziyan etmez; sefahat ve rezâletlerde bozulmaz; lüzumsuz mâcerâlar peşinde koşmaz; abeslere, bâtıllara, azgınlıklara dalmaz, boş sevdâlara aldanmaz; câhiller kendisine sataştığında onlarla muhâtap olmaz; dedikodularla ömür defterini lekelemez; Cenâb-ı Hak ile dostluk gayreti içinde yaşar.
Ramazan-ı Şerif, kulluk kalitemizi artırma adına Rabbimizin ikram ettiği eşsiz vesilelerden biridir. İhtiva ettiği faziletler, fırsatlar ve imkânlar yönüyle bir maneviyât deryasıdır.