Bu âlemde her zerre, diri bir gönle sahip insanla konuşur. Bütün varlıklar, hâl lisânıyla beyan durumundadır. Kâinatta Hâlık’ını tanıtmayan hiçbir zerre yoktur.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, insanlığın ebedî kurtuluşu için büyük fedakârlıklar sergiledi. En ağır çilelere katlandı. Buna rağmen hiçbir zaman hâlinden şikâyet etmedi, yüzünü ekşitmedi. Açlığına aldırış etmeden, karnına taş bağlayarak Ashâb-ı Suffeʼye Kurʼânʼı tâlim etti.
Asr-ı Saâdet toplumunun en mühim husûsiyeti, akraba ve kabile asabiyetinin kaldırılıp yerine din kardeşliği şuurunun ikâme edilmesi ve toplumda muazzam bir birlik ve beraberlik hâlinin yaşanmasıdır. Bu beraberlik hâlinin günlük hayattaki en bâriz tezâhürü ise cemaatle kılınan namazlardır.
Hilye, lügatte süs, ziynet, yüz ve rûh güzelliği demektir. Istılahta ise, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in, beşer kelâmının imkânları nisbetinde kelimelerle çizilmiş resmidir.