akl-ı selîm

Zamanı Doğru Okumak Nasıl Olur?

İslâm’ı ihsân kalitesinde yaşama disiplini diyebileceğimiz tasavvufî terbiyede “içinde yaşanılan ân”ın farkında olmak, büyük bir önem taşır. Bu irfân ocaklarının en büyük hedeflerinden birisi, hiç şüphesiz kişiyi gafletten, ihmâlden, ertelemekten, bilinçsiz ve şuursuz bir hayat anlayışından korumak ve basiret üzere diri bir kulluk kıvamına ulaştırmaktır. Yeni tabirle “farkındalık düzeyi yüksek” hassas bir kişilik kalitesi kazandırmaktır.

Aklın Sınırı Var mı?

İslâm, akla büyük bir değer verir. Öyle ki, onu mes’ûliyetin iki temel şartından biri sayar. Her vesîleyle, aklı lâyıkıyla kullanmayı telkin eder. Bununla birlikte onun hakîkatleri kavrayış kâbiliyetinin sınırsız olmadığını da beyân eder. Zira Cenâb-ı Hak, yarattığı hiçbir varlığa hudutsuz bir kudret lûtfetmemiştir.

Her Şey Bir Gâye İle Yaratıldı!

Düşünecek olursak, şu gördüğümüz âlemde her şey değişiyor. Bir sûretten diğer bir sûrete geçiyor. Meselâ nutfe alekaya, aleka mudğaya, mudğa et ve kemiğe dönüşüyor. Bu tür tahavvülât/değişim, yıldızlarda, gezegenlerde, madenlerde, bitkilerde, yani her şeyde oluyor.

Akıl Bize Yeter mi?

Toplumlar, kütüphanelerin tozlu raflarında kalmış olan kara kaplı felsefe kitaplarının üzerine abanmış bilgiçlerin fikirleriyle selâmete kavuşamaz. İnsanlığı hakîkî saâdet ve selâmete çıkaracak olan; Kur’ân-ı Kerîm ve onun canlı bir şerhi mâhiyetindeki Sünnet kültürüyle yoğrulup ilâhî hikmet ve hakîkatlerle kemâle ermiş müʼminlerin tebliğ, îkaz ve irşadlarıdır.

İslam'ın Akılcılığı Nasıldır?

İslâm’ın akılcılığı, hakîkat arayışında aklın kudretini sınırsız kabul ederek onu âdeta ilâhlaştıran rasyonalist felsefecilerin görüşünden tamamen farklıdır.