ahireti kazanmak

Falan Zâtın Eteğine Yapışırım, O Beni Kurtarır!

Mü’min dâimâ Rabbine karşı vazifeleri husûsunda kendi hâlini gözden geçirmelidir. Bazı câhillerin dediği gibi; “ben âhirette falan zâtın eteğine yapışırım, o beni kurtarır” kolaycılığıyla rehâvet içinde yaşamaktan sakınmalıdır. Zira bu, ekseriyetle insanı gayretten alıkoyan, nefsânî bir düşüncedir.

Dünyaya Aldanmamanın Yolu

Dünyamız mahdut bir zamandır, ehemmiyet vermeye değmez. Lâkin «âhiretin tarlası» olduğu için azîz olsa gerektir… Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanmaya vesîle olan bir dünya muhteremdir.

Efendimizin Zühd Hayatı

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, dünyanın geçici, âhiretin ise esas hayat olduğunu en zirve seviyede idrâk etmiş hâldeydi. O, gerek Mescid-i Nebevî’nin inşâsı, hendek kazılması ve harp gibi meşakkatli ve sıkıntılı zamanlarda, gerekse Mekke’nin fethi ve hacc-ı ekber gibi mes’ut zamanlarda, hep aynı cümleyle Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmiştir: “Allâh’ım! Gerçek hayat ancak âhiret hayatıdır.”[1]

Eşref-i Mahlukâtsın Sen Ey İnsan!

Kazanırken her şey mubah, dağıtırken kırkta bir mi? Bu duruşta bir yanlışlık görmeyen o gözler, kör mü?

Uçup Giden Sevaplar

Dil, Cenâb-ı Hakk’ın en büyük nimetlerinden biridir. Allah’ı zikretmesi, güzel söz söylemesi onun hünerlerinden sadece ikisidir. Bununla beraber sorumluluğu çok büyüktür. Peygamber Efendimizin “Allah’ım! Dilimin şerrinden sana sığınırım” diye dua etmesi de bunu göstermektedir. (Ebû Dâvûd, Vitr 32; Tirmizî Daavât 74; Nesâî, İstiâze 4, 10, 11, 28)