Peygamber Efendimiz’in Merhameti ve Ümmetine Özlemi
Ebu’d-Derdâ’nın (r.a.) tebessümünden Allah Rasûlü’nün ümmetine duyduğu derin özleme kadar, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şâmil merhametini ve kul hakkı hassasiyetini okuyun.
Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anh- konuşurken sıkıntılı bir ânında bile olsa hep tebessümle konuşuyordu.
EBU’D-DERDÂ’NIN TEBESSÜMÜ VE PEYGAMBERİMİZİN ÜMMET SEVGİSİ
Merak edip sordular:
“–Niye hep tebessümle konuşuyorsun?”
Şu cevabı verdi:
“–Çünkü ben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i hep tebessümlü gördüm.”
Tebessüm, muhabbetin ifadesidir. Bütün mahlûkāta Hâlık’ın nazarıyla bakmanın ifadesidir. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- nazarında mahlûkāta merhametin ufukları, yaş bir dala kadar uzanır. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, yaş bir dalın bile koparılmasını istemiyor. Yavrularını emziren bir köpeğin rahatsız edilmemesini istiyor.
O, âlemlere rahmet olan Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; hayatta olmayanları dahî merhamet kanatları altına alıyordu. Nitekim vefâtına yakın günlerde Bakî‘ Mezarlığı’na gitti, ölülere duâ etti.
Ne kadar şâmil bir merhamet!
Orada sahâbîlere kısa bir sohbetten sonra;
“–Kardeşlerimizi görmeyi çok isterdim. Onları ne kadar da özledim!” buyurdu.
Ashâb-ı kiram;
“–Biz Sen’in kardeşlerin değil miyiz yâ Rasûlâllah?” dedi.
Efendimiz;
“–Sizler benim ashâbımsınız, kardeşlerimiz ise henüz gelmemiş olanlardır.” buyurdu.
Bunun üzerine ashâb-ı kiram;
“–Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın ey Allâh’ın Rasûlü?” dedi.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;
“–Bir adamın alnı ve ayakları ak olan bir atı olduğunu düşünün. Adam bu atını, hepsi de simsiyah olan bir at sürüsü içinde tanıyamaz mı?” diye sordu. Sahâbe;
“–Evet, tanır ey Allâh’ın Rasûlü!” dedi.
Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
“–İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri nurlu, el ve ayakları parlak olarak geleceklerdir. Ben önceden gidip havuzumun başında ikrâm etmek için onları bekleyeceğim. Dikkat edin! Birtakım kimseler yabancı devenin sürüden kovulup uzaklaştırıldığı gibi benim havuzumdan kovulacaklar. Ben onlara;
«Buraya gelin!» diye nidâ edeceğim. Bana;
«–Onlar Sen’den sonra hâllerini değiştirdiler, (Sen’in sünnetini takip etmeyip başka yollara saptılar.)» denilecek. Bunun üzerine ben de;
«–Uzak olsunlar, uzak olsunlar!» diyeceğim.” (Müslim, Tahâret 39, Fedâil 26)
PEYGAMBERİMİZİN KUL HAKKI HASSASİYETİ VE HAKKANİYETİ
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- daha sonra Mescid-i Nebevî’ye döndü. Sahâbeyi topladı ve şöyle buyurdu;
“Ashâbım! Kimin malını aldımsa işte malım, gelsin alsın. Kimin sırtına vurdumsa işte sırtım, gelsin vursun.”
Burada Varlık Nûru -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bizler için çok mühim bir mesaj vermektedir. Çünkü Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- masumdur. Günah işlemekten, haksızlık etmekten korunmuştur.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; bu mesajlarla, bu yüksek meziyetlerle ümmetini yetiştiriyordu.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!