Peygamber Efendimiz Kalpleri Nasıl İslâm’a Isındırdı?

Abdullah Sert Hocaefendi, Efendimiz’in (s.a.v.) örnek cömertliğini anlatarak, kalplerin İslâm’a ısınmasında ihsanın gücünü hatırlatıyor.

Cenâb-ı Hak o kadar hatırlatmalarda bulunuyor ki Peygamber Efendimiz’e şöyle bir âyet-i kerîme indirildi: İsra sûresinde, eğer sen dahi Rabbinden umduğun bir lütfu beklemek durumunda dolayı onlara ilgi gösteremiyorsan — yani maddî bir ihtiyacın olduğu için onlara ilgi gösteremiyorsan — hiç değilse kanatlarını aç der gibi onları teselli edici bir söz söylemen emrediliyor. Bu hususta en güzel örnek şüphesiz Peygamberimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem)’dir.

Resûl-i Ekrem (sallâllâhu aleyhi ve sellem), verme hususunda insanların en eli açık olanıydı; onun cömertliği akıl ve hayalimizin ötesindeydi. Bu yönünü Enes (r.a.) şöyle anlatır: Peygamber Efendimiz İslâm için kendisinden ne istenirse onu mutlaka verirdi. Bir keresinde yanına gelen birine, iki dağın arasını dolduran bir koyun sürüsü verecek kadar cömertlik göstermişti. Yani ganimet olarak iki dağın arasını dolduracak kadar koyun gelmişti; Efendimiz bunları “Al, götür” dedi — o sırada Hz. Fâtıma’nın elleri değirmen çevirmekten yaralanmış olsa bile “Bunlardan birini de Fâtıma’ya verelim” demedi, hepsini vermeyi emretti. Adam kavmine dönünce şöyle dedi: “Ey kavmim, koşun! Müslüman olun; çünkü Muhammed fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunuyor.” Bazıları sırf dünyalık elde etmek için Müslüman olurlardı; ama kısa zamanda Müslümanlık onlar için dünyadan ve üzerindeki her şeyden daha değerli hâle gelirdi. Bazen insanlar maddî sebeplerle bu yollardan İslâm’la buluşur; sonra tadını alınca niyetlerini tashih ederler, düzeltirler.

Bu konuda arifler yolunda da güzel örnekler vardır. Hoca Ali Rahmetanî hazretleriyle ilgili bir vakıa aktarılır: Bir gün hocaya yanındaki birkaç kişiye “Irgat pazarına gidin” denir; yani günlük işçi toplanan yere, günlük ücret karşılığı işçi temin etmeye gönderilirler. Günlük ücret üzere beş işçi bulunup hocanın bahçesinde çalıştırılır; arada bir sohbet edilir, namazlar birlikte kılınır; akşamda ücretleri verilir. İşçiler bir hafta, on gün böyle çalışınca derler ki “Buraya sadece günlük maişetimizi temin için geliyorduk; ama buranın bedeli yokmuş; bundan sonra para istemiyoruz, yine her gün gelmek isteriz.” İşte bazı insanlar maddî çıkar için yaklaşır, ama İslâm’ın güzelliğini görünce kalplerine farklı bir zevk, farklı bir bağlılık gelir.

Resûlullah (sallâllâhu aleyhi ve sellem) Mekke fethinden önce de Medine’den Mekke’deki muhtaçlara yardımlar göndermiştir. Mekke’ye girdiklerinde “Bakın, size yardım gönderiyorum; mukavemet etmeyin, gönülleri İslâm’a ısındırsın” diyecekti. İslâm tarihinde buna “müellefetü’l-kulûb” denir: kalpleri İslâm’a ısındırmak. Böylece belki bazıları hemen îmân etmeyebilir ama düşmanlıkları azalır; İslâm’a düşman olmamaları bile bir kazançtır. Çünkü düşman olmak daha beter bir durumdur. Geçenlerde de arz ettiğim gibi, namaz kılmamak bir suçtur; fakat namaz kılanlara engel olmak çok daha büyük bir suçtur. Cenâb-ı Hak, namaz kılana engel olana karşı uyarıda bulunur; onu tutup cezalandıracağını belirtir.

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZİN CÖMERTLİĞİ İNSANLARIN KALBİNİ NASIL ISINDIRDI?

Peygamberimizin Cömertliği İnsanların Kalbini Nasıl Isındırdı?

PEYGAMBERİMİZİN CÖMERTLİĞİ İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Peygamberimizin Cömertliği ile İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle