Pakistan'daki Sert Kış Mültecilerin Hayatını Zorlaştırıyor

Ülkedeki şiddetli yağış ve sert kış koşulları, olumsuz şartlarda yaşayan Afgan mültecilerin hayatını zorlaştırıyor.

Pakistan'da sert kış koşulları mülteci kamplarındaki Afganların hayatını zorlaştırıyor.

Başkent İslamabad'ın dışındaki Afgan Basti isimli kampta yaşayanlar, özellikle derme çatma evler, sağlıksız koşullar, yağmur ve atık sularla bataklığa dönüşmüş yolların hastalıklara neden olduğunu söylüyor.

23 yaşındaki Abdurrahman Abdussamed, kışın gelmesiyle tamamı toprak olan ev ve yolların özellikle çocukların sağlığını tehdit ettiğini kaydetti.

Evlerin altından akan atık sular ile yağmurun evlerin içini ve sokakları bataklığa çevirdiğini söyleyen Abdussamed, "Hem soğuktan hem pislikten hergün çocuklar hasta oluyor. Ulaşım imkanımız ve ilaçlarımız olmadığı için çocuklarımız iyileşemiyor." dedi.

Çocukların çamur içindeki sokaklarda oynadığını ve temiz su bulunmadığı için kampta hastalıkların kolay yayıldığını söyleyen Abdussamed, "Bu yıl kar yağmadığı için seviniyoruz. Çok şükür bu yıl soğuktan ölen olmadı ama ne devletten ne de derneklerden yardım alabiliyoruz." ifadelerini kullandı.

Kampta yalnızca 100 civarında çocuğun okula gidebildiğini kaydeden Abdussamed, "Çocuklar en yakın okula 1 saat yürüyerek gidebiliyor. Kıyafetleri ve ayakkabıları olmadığı için bazıları kış aylarında okula gidemiyor. Kampı şehre bağlayan yolda da sular biriktiği için bazı günlerde kamptan dışarı çıkmak imkansız hale geliyor." diye konuştu.

2 bini çocuk yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı Afgan Basti'de su, kampa kurulan 2 tulumbadan sağlanıyor. Suyun temiz olmadığını söyleyen kamp sakinleri 1979'da kurulan Afgan Basti'nin hala resmi olarak tanınmadığı için sivil toplum kuruluşlarından yardım alamadığını söylüyor.

Kampta elektrik ve atık su sistemi olmadığı gibi evlerden çıkan atık sular, evin altına açılan bir delikten toprak yollara akıyor. Kampta bulunan tek traktör, biçerdöver ve tarladan elde edilen gelir mülteciler arasında paylaştırılıyor.

Kampta hayvan besleyen bazı mülteciler hayvanlarla aynı ortamda kalıyor.

Ülkede hala resmi olarak tanınmadıkları için iş bulmakta ve okula gitmekte güçlük çeken Afganların bir kısmı Urduca dahi bilmiyor.

2,5 MİLYON AFGAN VE BANGLADEŞLİ MÜLTECİ YAŞIYOR

Terör ve işgallerden kaçan Afganların sığındığı ülkelerin başında Pakistan geliyor. Afgan sığınmacılar, ülke genelinde kurulan 54 kamp ile varoşlarda yaşıyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) verilerine göre, Pakistan'da 1,3 milyon Afgan mülteci yaşıyor. Pakistanlı makamlar ise bu sayının 1,7 milyon olduğunu belirtiyor.

Özellikle ülkenin güneyindeki Sindh eyaleti ve başkenti Karaçi'deki Bangladeşlilerle bu sayının 2,5 milyona ulaştığı tahmin ediliyor.

VATANDAŞLIK SÖZÜ VERİLMİŞTİ

Pakistan Başbakanı İmran Han, eylül ayında yaptığı açıklamada, Afgan ve Bangladeşli mültecilerin Pakistan'da doğan çocuklarına vatandaşlık verileceğini söylemişti.

Bu yolla ülkede yasa dışı olarak kalan mültecilerin yasal hale geleceğini, illegal işlere karışmayacaklarını söyleyen Han'ın bu sözünün üzerine vatandaşlık işlemleri hala başlamadı.

Han'ın açıklaması mültecilerde bazı endişelere neden olmuştu. Çocuklarının vatandaşlık alıp kendilerinin alamayacağını söyleyen mülteciler, ülkeden sınır dışı edildiklerinde çocuklarını da yanlarında götüreceklerini belirtmişti. Bazı mülteciler ise çocuklarının daha iyi bir hayat yaşayacağını düşünerek kararı sevinçle karşılamıştı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.