Mahmud Sami Efendi’den Nasihatler

Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Efendi’den nasihatler...

Sami Efendi’nin bazı öğütleri;

  • Mü’minler bir köke, bir asla bağlıdırlar ki, o da ebedi hayâtı tahakkuk ettiren imandır.
  • Mü’minlerin haklarını korumak ve menfaatlerini gözetmekteki Allah’tan korkarak, din kardeşliğinizi yapın!.. Kardeşlik olan yerde şefkat vardır.
  • Din kardeşliği, temeli toprak olan sıhrî kardeşlikten daha kuvvetlidir.
  • Bizim yolumuzda teslimiyet gereklidir. Teslim olan ilmin en yüksek mertebelerine vâsıl olur.
  • Âlimin teslimiyeti güç, irşadı kolaydır. Câhilin teslimiyeti kolay, irşadı güçtür.
  • Her mü’min ilmî hâlini, ferâzi diniyyesini kendisi öğrenmesi farzı ayn’dır. İlmihâlini öğrenmeyen kimse günâhkar olur. İslâm diyarında cehâlet mazeret sayılamaz.
  • “Eğer ki âlim ilmiyle âlim olmazsa, câhil ilim öğrenmekten vazgeçerse, zengin malında buhl (cimrilik) ederse, fakir de dünyâsı için âhiretini satarsa; helâk onlar için yetmiş kerre...”
  • Cenâb-ı Allah’ı lâyıkıyla bilmeyenler, Allah teâlâdan korkmazlar. Halbuki Allah teâlâdan lâyıkıyla korkmak lazımdır.
  • Muvâlât-ı evliya (Allah dostlarına muhabbet) ve muâdât-ı âdâ (Allah’ın düşmanlarına düşmanlık) efdal-i tâattır. (İtaatlerin en üstünüdür) Her kim ki Hak Sübhânehü ve Allah teâlânın muhabbeti dâvâsı üzerindedir.
  • Eğer mukadder olan musibet ise ondan kaçmakla kurtulunmaz. O yazılmışsa kaçanlara da oturanlara da isâbet eder. Böylece i’tikad etmeli, kalbe böyle kuvvet ve metanet vermek gerekir.
  • Allah teâlânın abdinden i’râzının (yüz çevirmesinin) alâmeti, o kulun mâlâya’ni ile iştigâldir.
  • Dünya muhabbeti günâhların pîridir. (Dünya sevgisi bütün günâhların başıdır.)
 

MAHMUD SAMİ RAMAZANOGLU (K.S.) KİMDİR?

Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Kimdir?

MAHMUD SAMİ EFENDİ’DEN CENNET SOHBETİ

Mahmud Sami Efendi’den Cennet Sohbeti

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Ben mücdeba murat topaloğlu allah imandan kuran dan ümmeti muslumani ayirmasin

    موئمنلر بر كوكە، بر اصله باغلیدرلركه، او ده ابدى حیاتى تحقّق ايتديرن ﺍﻳﻤﺎﻥدر. ﻣﺤﻤﻮﺩ ﺳﺎﻣﻰ رمضان اوغلو mahmud sâmî efendi'nin sözlerini eskimez harflerimizle, hurufat-ı asliyyeleriyle yazsanız, ne güzel olur.

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.