Sünnetin tüm hayatı ya da hayatın tüm safhalarını bütün boyutlarıyla kucaklayıcı bir yapıya sahip olduğu açıktır. Bu durum, sünnetin evrensel bütünlüğü demekti
Allah Rasûlü (s.a.v) kâinâta muallim ve terbiyeci olarak gönderilmiştir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v), hayatının her karesinde, tâlim edeceği bir hu
Hidâyet rehberimiz olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e vefâ duygusu, ömrümüz boyunca gönüllerimizin tükenmez hazinesi olmalıdır.
Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, nûruyla Hazret-i Âdem’den önce, bedeniyle de bütün peygamberlerden sonra zuhûr etmekle, nübüvvet takviminin il
Kulu, Allâh’a muhabbet deryâsına götürecek olan yegâne rahmet ve muhabbet pınarı, Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Çünkü Hazret-i
Uhud Harbi’nden Medîne-i Münevvere’ye dönerken Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- at üzerinde bulunuyor, atın dizginini de Sa‘d bin Muâz -radıyallâhu anh-
Allâh’ın lutfu ile mü’minlerin gözyaşları, muhakkak ki fânî gecelerin ziyneti, kabir karanlıklarının aydınlığı, âhiretteki cennet bahçelerinin şebnem damlalarıd
Yaşadığımız fânî hayat dershânesindeki en mühim tahsil, O Güller Şâhı’nı tanıyabilmek, O Gül’ün mübârek kokusundan ve rûhânî dokusundan nasîb alabilmek ve O G
Cenâb-ı Hak, bütün mahlûkâtı ve bilhassa insanı muhabbet meyliyle donatmıştır. İlâhî bir imtihan dershânesi olan bu âlemde insan, muhabbetini Hakk’a ve hayra yö