Adâlet, İslâm’da o kadar ehemmiyetlidir ki, her hususta ona riâyet emredilmiştir. İnsanlar adâleti hâkim kıldıklarında, Allâh’ın râzı olduğu huzurlu ve rûhânî b
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, kabir ve âhiret hayatından bahsediyor...
Gönül pusulamız bizi nereye sevk ediyor? Neler için üzülüp seviniyoruz? Sevinç ve hüzünlerimiz daha çok ebedî hayatımız olan âhiret için mi, yoksa geçici ve fân
Üzerimizdeki hakkın en büyüğü ise Cenâb-ı Hakk’a olan hakkımız ve vefa borcumuzdur...
Dünya ve ahiret hayatında saâdetin ilk şartı, Allâhʼa kul olmaktır. Hakʼtan uzak kalanların; keyfince yaşayıp dünyanın tadını çıkarmak diye anladıkları saâdet,
Yüce dînimizin en büyük gayelerinden biri, mü’minlerin iç dünyalarını ve dış âlemlerini güzel ahlâk ile tezyîn eylemektir.
İnsan, îman sâyesinde “mü’min” olur. Cenâb-ı Hakk’ın 99 esmâsından biri olan “el-Mü’min” kelimesinin ilâhî mânâsı, gönüllerde îman nûru meydana getiren, kendine
Bir Müslümanın hem dünyada hem ahirette mutlu olması mümkün. Peki dünya ve ahiret mutluluğu nasıl sağlanabilir?
Gâfil insanlara tatlı bir mûsikî gibi gelen gıybet, hakîkatte hem dünya hem de Âhiret hayâtını berbâd eden mânevî bir hastalıktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) önderliğinde maddi ve manevi bir iklim geçişi, kalbi ve bedeni terbiye, her müslümanın uyması gereken bir liste, bir program...