Dağlar Da Bulutlar Gibi Yürür Ayetinin Sırrı
Neml suresinde geçen “Sen dağları görür, onları hareketsiz, sâbit sanırsın. Hâlbuki onlar, bulutların yürümesi gibi yürümektedirler!..” (en-Neml, 88) ayetinin hikmeti nedir?
Âyet-i kerîmede şöyle buyurulur:
“Sen dağları görür, onları hareketsiz, sâbit sanırsın. Hâlbuki onlar, bulutların yürümesi gibi yürümektedirler!..” (en-Neml, 88)
Bu âyette dünyanın hareketinin, bulutlara teşbih edilerek ifade edilmesinin bir hikmeti de şöyle îzâh edilmiştir:
Yeryüzünün takrîben üç buçuk-dört kilometre üzerinde bulunan ana bulut kümeleri, -hava şartlarının tesirleri yoksa- dâimâ batıdan doğuya doğru hareket eder. Dünya da aynı istikamette dönmektedir.
Dünya; kendi etrafında saatte 1.667 kilometre hızla dönerken, Güneş etrafında da SANİYEDE yaklaşık 30 kilometre hızla döner, aynı zamanda güneş sistemi ve Samanyolu Galaksisi’yle beraber fezâda da hızla hareket eder. Ama ilâhî kanun sebebiyle, biz bu dehşet verici sürati hissetmeden huzur içinde yaşıyoruz. Çünkü atmosfer de aynı hızla dönüyor.
Aynı âyet-i kerîmede, kıtaların birbirinden ayrılması hakikatine de işaret vardır. Kıtalar her sene 1-5 cm. civarında farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılmaktadır. 20. asrın başlarında Alfred Wegener’in yaptığı bu keşif, başta ciddîye alınmamış, ancak 1980’lerden sonra jeolojik bir hakikat olarak kabul edilmiştir.
NEBE SURESİ 6-7. AYETLERİN HİKMETİ
Yine jeolojik açıdan; dağların, zelzeleleri azaltan ve tesirlerini hafifleten tesiri âyet-i kerîmelerde bildirilmiştir:
“Yeryüzünü bir yatak (gibi) yapmadık mı? Dağları da kazıklar (gibi çakılı) yapmadık mı?” (en-Nebe’, 6-7)
Çadır kazığının yarısına yakın bir kısmı yere çakılmaktadır. Bunun gibi:
“Dağları da (Allah) sapasağlam çaktı!” (en-Nâziât, 32) âyetiyle dağların yere çakılı olduğu belirtilmiştir.
Bugünkü jeoloji ilminin ifadelerine göre de dağların altyapısı kazık görünümündedir. Altlarında âdetâ onları tutan bir kök tabaka vardır.
Dünya; tıpkı bir yumurtanın sarısı, akı ve kabuğu gibi üç tabakadan meydana gelmektedir. En içte çekirdek, onu saran manto ve en üstte yer kabuğu mevcuttur. Yer kabuğu yumurtada olduğu gibi sert, kabuğun altındaki mağma kızgın ve akıcıdır. Yer kabuğunun kalınlığı okyanus tabanlarında ince (8-10 km.), yüksek dağların olduğu kısımlarda kalındır (30-40 km.)
Yine dağların, mağma üzerinde yüzen kıta bloklarının dengesini sağlamada mühim bir unsur olduğu; ancak asrımızda anlaşılmıştır. Kur’ân-ı Kerim ise bu gerçeği on dört asır önce pek çok âyetinde ifade etmiştir. Bu âyetlerden birinde şöyle buyurulur:
“...Sizi sarsmasın diye yeryüzüne de sâbit dağlar attı...” (Lokmân, 10)
Jeo-fizikte, «sıcak noktalar» denilen ve dünyada 110 kadar olduğu belirlenen büyük dağ kütleleri vardır. Bunlar yer kabuğunun hareketine mâni olmakta olup yerin çok derinliklerinden yükselen ve yer kabuğunu deldikten sonra katılaşarak âdetâ bir perçin şeklinde kabuğu sâbit tutan ve yüce muvâzeneyi sağlayan büyük mağma kitleleridir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mekteb-i Âlem, Kâinat, İnsan ve Kur’ân, Yüzakı Yayınları








YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!