PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BIRAKTIĞI MİRAS

0

Peygamber Efendimiz’in aile efradına bıraktığı miras nedir? İşte Hz. Muhammed’in (s.a.v.) mirası…

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- âile efrâdını muhabbet ve merhametle terbiye etmiş, mânevî dünyalarını zenginleştirerek onları Âhirete hazırlamıştır. Bunun yanında dünyevî geçimlerini de ihmâl etmemiştir. Peygamber Efendimiz, ganimet olarak elde edilen Nadiroğulları hurmalığının mahsulünü satar ve âilesinin bir senelik nafakasını ayırırdı. Kalan kısmını da Beytülmâl’e devrederdi. Allah Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- bu âdetine hayâtı boyunca devâm etmiştir. (Buhârî, Nafakât, 3; Müslim, Cihâd, 49)

Fahr-i Kâinât Efendimiz, âilesinin geçimi için develer edinmişti. Bu deve sürüsü Uhud ve Cemmâ otlaklarında gün aşırı otlatılır, eve gelen sürüler sağılıp sütleri akşam yemeği olarak misafirlere ikrâm edilir, kalan süt ile ertesi sabah sağılan süt Resûlullah Efendimiz’in hanımlarına paylaştırılırdı. Ayrıca Ümmü Seleme -radıyallâhu anhâ- vâlidemiz, Peygamber Efendimiz’in her hanımına farklı isimlerle anılan birer deve tahsis ettiğini, Allah Resûlü’nün de herkesinkinden daha fazla süt veren ayrı bir devesi bulunduğunu bildirmiş, geçimlerinin büyük bir kısmının develerden ve davarlardan olduğunu söylemiştir. (İbn-i Sa’d, I, 494-496)

RESULULLAH’IN MİRASI

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- her bir hanımı için mescide bitişik mütevâzı birer oda yapmış, böylece onların mesken ihtiyacını da karşılamıştır.

Vefâtından sonra maîşetlerini temin etmek için de Hayber’in gelirinin kendi hissesine düşen kısmından her bir hanımına 80 vesk[1] hurma ve 20 vesk buğday tahsis etmeyi de ihmâl etmemiştir. (İbn-i Sa’d, VIII, 56, 69, 127)

Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“…Zevcelerimin geçimi ve âmilimin maaşı dışında, geride bıraktığım mallar, sadaka (vakıf)tır.[2] buyurmuştur. Yâni kendine âit arâzilerin bir kısmından hanımlarının senelik nafakasını ayırıp diğer gelirleri, devletin ve halkın ihtiyaçlarına bırakmıştır.

[1] Bir vesk, yaklaşık 200 kg. eder.

[2] Buhârî, Vesâyâ, 32; Müslim, Cihâd, 55. Hadiste zikredilen “âmil” ile Fahr-i Kâinât Efendimiz’in arâzilerine bakan ve bizzat çalışan vazifeli kimse kastedilmiştir. Nitekim bâzı rivâyetlerde Resûlullâh’ın hurmalıklarıyla ilgilenen böyle bir şahıstan bahsedilmektedir. (Müslim, Müsâkât, 99-100)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları

İSLAM’DA MİRAS PAYLAŞIMI (TAKSİMİ)

İSLAM’DA MİRAS PAYLAŞIMI (TAKSİMİ)

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
AİLE EFRADININ HAK VE VAZİFELERİ

İnsan, fıtratı îcâbı bir âile kurmaya ve o âile içinde yaşamaya muhtaçtır. Bunun hâricindeki bir hayat, insana huzur ve saâdet...

Kapat