OSMANLI’DA YETİM HASSASİYETİ

0

Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda yapılan savaşlar sonucunda Avrupa’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Ortadoğu ve Afrika’da toprak kaybetti. Savaşlar nedeniyle yetim ve öksüz kalan binlerce çocuk vakıflar ve devlet kurumları tarafından koruma altına alındı.

1918 Mondros Mütârekesi’nden sonra İstanbul’un işgâl edildiği o zor günlerde, yetimlere bakan müesseseler binâsız kalmıştı. Fakat ecdâdımızın hassâsiyeti sebebiyle kimsesiz yavrular yine de sokağa terk edilmedi. Boş duran bâzı saraylar yetim çocuklar için barınak yapıldı. İstanbul içinde ve dışında, Kâğıthâne’deki Çağlayan Kasrı’na kadar birçok saray bu işe tahsis edildi.[1]

YETİM BABASI

Yine o günlerde Ermeni çetelerinin yaptığı katliam neticesinde yetim kalan dört bin erkek ve iki bin kız çocuk da sâhipsiz kalmamış, Kâzım Karabekir Paşa onları himâyesine almıştı. Daha sonra bu çocuklardan Gürbüzler Ordusu’nu kurmuş ve yetim yavrular kendi istekleri istikâmetinde vatana, millete hizmet etmeye başlamışlardı. Kısa bir eğitimin ardından her biri kendi mesleğini seçmişti. Bunlardan matbaacı olanlar Millî Mücâdele yıllarında Sarıkamış’ta Varlık Gazetesi’ni çıkararak mücâdeleye destek verdiler.

[1] Hidayet Nuhoğlu, “Dârü’l-Eytam” md., DİA, İstanbul 1993, VIII, 521.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 2, Erkam Yayınları

OSMANLI’DA YETİM VE ÖKSÜZLERE VERİLEN ÖNEM

OSMANLI’DA YETİM VE ÖKSÜZLERE VERİLEN ÖNEM

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
MÜSLÜMANLAR SANAT VE EDEBİYATLA İLGİLENMELİ

Büyük insanların dilinden ve kaleminden yeni ve sıcak cümleler, mânâsı yüksek sözler, ufuk açıcı ölçüler, keşifler gelip duracaktır. Bu da...

Kapat