MEVLA’YA GÖTÜREN YOL

0

Muhabbet, hayâtımızın tadı, neş’esi, huzur ve sürûrudur. Varlığın hamuru, muhabbet mayası ile yoğrulmuştur.

Muhabbet istîdâdı, Rabbimizin kullarına bahşettiği en büyük nîmetlerdendir. Bu bakımdan muhabbeti, dostluğun hakîkatine ermiş gönüllerde kullanmak îcâb eder. Fakat ne yazık ki, insanların pek çoğu, ilâhî bir lutuf olan muhabbeti, fânî ve nefsânî arzular uğrunda isrâf etmektedirler. Rabbine muhabbet ihtiyâcını hissetmeyecek kadar katılaşmış bir kalbin ise, ne kıymet ve şerefi olabilir ki?

Hazret-i Mevlânâ, muhabbet sermâyesini fânî ve izâfî varlıklar uğruna hebâ ederek, Allâh aşkından mahrum kalanlar için şu ibretli misâli verir:

“Dünyâya gönül verenler, tıpkı gölge avlayan avcıya benzerler. Gölge nasıl onların malı olabilir? Nitekim budala bir avcı, kuşun gölgesini kuş zannetti de, onu yakalamak istedi. Fakat dalın üzerindeki kuş bile bu ahmağa şaştı kaldı.”

HAKK’A VUSLAT

Varılacak nihâî gâye olan “Hakk’a vuslat”ı unutarak; mal, mülk, mevkî, servet, âile ve evlât gibi fânî muhabbet merhalelerinden birine takılıp kalmak, gönül âleminin ziyân edilmesi demektir. Nitekim bir şâir bu hakîkati şu şekilde terennüm etmiştir:

Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ede Hak,
Pâdişah girmez saraya hâne mâmûr olmadan…

MEVLA’YA GİDEN YOL

Mecnûn’un bütün zaferi, Mevlâ’ya giden yolda, akl u fikrini târumâr eden Leylâ’da takılıp kalmaması, yâni onu muhabbet merhalelerinde son durak edinmemesidir. Bu çileli yolda Leylâ, kimine göre karşı bir cins, kimine göre mal, kimine göre de makam ve mevkî olmuştur. Mecâzî diye adlandırılan bu sevgiler, mutlakâ hakîkî muhabbete köprü kılınmalıdır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları

HAKK’A VUSLATIN EN ÖNEMLİ VASITASI

CENÂB-I HAKK’A VUSLATIN EN ÖNEMLİ VASITASI

Paylaş.

Yorumlar