İSLAM’DA BORÇ ALANIN VE VERENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR

0

Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, üzerinde başta borç olmak üzere kul hakkı bulunan kimselerin bu dünyada iken muhâtabıyla helâlleşmesini emir buyurnuşlardır. Bu çerçevede borç alan ve verenin dikkat etmesi gereken bazı hushlar vardır.

PEYGAMBERİMİZ BORÇLUNUN BORCU ÖDENMEDEN CENAZE NAMAZINI KILMADI

Ebû Katâde -radıyallâhu anh- anlatıyor:

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e, namazını kıldırması için bir adam(ın cenâzesi) getirildi. Ancak -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“–Onun üzerinde borç var, arkadaşınızın namazını siz kılın!” buyurdu.

Ben:

“–(Borç) benim üzerime olsun, ey Allâh’ın Rasûlü.” dedim.

“–Sadâkatle mi ?” dedi.

“–Sadâkatle!” dedim.

Bunun üzerine cenâzenin namazını kıldı. (Tirmizî, Cenâiz, 69; Nesâî, Cenâiz, 67)

İşte bu hassâsiyet ölçüleri içinde Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyururlardı ki:

“Allâh Teâlâ nazarında, bir kulun Allâh tarafından yasaklanan büyük günahlardan sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu hâlde ölmesidir.” (Ebû Dâvud, Büyû, 9)

BORÇ VERENİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSULAR

Borç alan ve verenin dikkat edeceği hususları kısaca özetleyecek olursak, bunları iki kategoride sıralayabiliriz. Buna göre borç veren:

1. Sırf Allâh rızâsı için bir mü’min kardeşinin sıkıntısını gidermeyi gâye edinmeli. Hadîs-i şerîfte buyrulur:

“Kim (din) kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allâh da onun hâcetini giderir (ona yardım eder). Kim bir müslümanın dert ve kederine çâre olur (onu ferahlığa kavuşturur) ise, Allâh da o sebeple kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntıyı kendisinden giderir (onu sevince ulaştırır.)” (Buharî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)

2. Borca herhangi bir menfaati karıştırmamalı,

3. Elinden geldiğince kolaylık göstermeli; bilhassa borçlu samîmî bir şekilde ödemeye gayret ettiği hâlde buna muvaffak olamıyorsa, ona mühlet vermeli. Hadîs-i şerîflerde buyrulur:

“Kim bir borçluya mühlet verirse, her gün için bir sadaka sevâbı kazanır. Kim onun borcunu vâdesi geldikten sonra tehir ederse, tehir ettiği müddetçe, her geçen gün (alacağı mal kadar) sadaka yazılır.” (İbn-i Mâce, Sadakât, 14/2418)

“Sizden önce yaşamış olan birisine, rûhunu kabzetmek üzere melek gelmiş idi. Melek sordu:

«–Bir hayır işledin mi?»

Adam:

«–Bilmiyorum.» diye cevapladı.

Kendisine tekrar:

«–Hele bir düşün (belki hatırlarsın).» dendi.

Adam:

«–Bir şey hatırlamıyorum, ancak dünyada iken insanlarla alışveriş yapardım. Bu muâmelelerimde zengine ödeme müddetini uzatır, fakire de (ödeme işlerinde müsâmaha ve bâzı eksikliklerini bağışlamak sûretiyle) kolaylık gösterirdim.” dedi.

Allâh, onu (bu iyiliği sebebiyle) cennetine koydu.” (Buhârî, Büyû, 17-18; Müslim, Müsâkat, 26-31)

4. Eğer hâli vakti yerinde ise ve buna mukabil muhâtap çok fakir ve garipse, verdiği borcu sadaka yerine saymalı,

5. Borçluyu rencide etmemeli, hadîs-i şerîfteki:

“Karşısındaki versin veya vermesin, hak talep eden kimse iffet hududları içinde hakkını talep etsin.” (İbn-i Mâce, Sadakât, 15) düstûruna göre güzel bir davranış sergilemelidir.

Nitekim diğer bir hadîs-i şerîfte de Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:

“Allâh, sizden önce yaşamış olan bir kimseye rahmetiyle muâmele etti. Çünkü bu adam, satınca ve satın alınca kolaylık gösterir, alacağını isteyince (kabalık değil anlayış ve) kolaylık gösterirdi.” (Tirmizî, Büyû, 75)

BORÇ ALANIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSULAR

Bütün bunlara mukâbil borç alan da:

1. Çok zarûrî olmadıkça borca girmemeli,

2. Ancak hayatî zarûretler karşısında kifâyet miktarı borç almalı,

3. Lüks ve israf gibi harcamalar yapmamalı,

4. Ödemek niyet, gayret ve azminde samîmî olmalı,

5. Borçlu, alacaklının iyi niyet ve güzel davranışını istismar ve suistimâl etmemeli. Zîrâ böyle davrananlar, gerçek ihtiyaç sahiplerinin borç bulabilmesine mânî olup başkalarına da zarar vermektedirler.

6. Aldığı miktarda değer kaybına yol açacak tarzda borç almamalı, özellikle uzun vâdeli borçlarda değer kaybı olmayacak şekilde borçlanmalı (tabiî borç veren şahsın husûsî müsâmahası ayrı),

7. Ödemede vaktini geciktirmemeli, bilhassa borçlu kimse ödeyebilecek durumda bir imkân sahibi ise tam vaktinde ödemeyi yapmalıdır. İmkânlar müsâit değilse mâzeretini bildirip mühlet istemelidir. Hadîs-i şerîfte buyrulur:

“Borcunu ödeyebilecek durumda olan zengin kimsenin ödemeyi geciktirmesi zulümdür.” (Buhârî, İstikrâz, 12; Havâlât, 1-2; Müslim, Müsâkât, 33)

8. Borcunu aslâ âhirete bırakmamalıdır.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Son Nefes, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
HZ. PEYGAMBER’İN SÜNNETİNDEN AYRILANLARIN SONU!

Dr. Adem Ergül, Hazreti Peygamber'in sünnetinden ayrılanların sonunu bizzat yine kendisinin bir başka sözüyle bize aktarıyor. https://vimeo.com/137464160

Kapat