Ramazân-ı Şerîf’te edindiğimiz kulluk disiplinini, kazandığımız kalbî hassâsiyetleri muhâfaza ederek bir dahaki Ramazan’a aynı gönül feyziyle ulaşmamız ve böylece bütün bir ömrü, âdeta bir Ramazan ikliminde geçirmemiz îcâb eder. Bunun içindir ki; “Her geceni Kadir, her geçeni Hızır bil!” denilmiştir.
Ömür takvimimizden bir Ramazân-ı Şerîf daha geldi geçti. Bu mübârek günler bize neler bıraktı?
Hani meşhurdur yıpranan ve yorulan bir yapıyı elden geçirip tazeleyen kuruluşlar; yapının girişine büyükçe bir resim asarlar. Önceki hali/sonraki hali. Yani bu yapıyı şu vaziyetteyken bu vaziyete getirdik. Biz de Ramazan’dan önceki mânevî hayatımızın, nefsimizin bir resmini koysak bir tarafa, diğer tarafa da sonrasının. Karşılaştırsak; İşte Ramazan ayından önceki ibadetlerimiz, işte sonrası. Neler değişmiş mesela bir baksak...
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Ramazan ayından sonraki hâl ve istikâmetimizin nasıl olması gerektiğini anlatıyor.