Kendi Elektriğini Üreten Cami, Fazlasını Dağıtım Şebekesine Aktarıyor

Bursa'nın Yıldırım ilçesi Yeşilyayla Mahallesi'nde bulunan Mevlana Camii ve Kur'an Kursu, elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla güneş paneli sistemi kurdu.

Mevlana Camii kendi elektriğini üretiyor

Bursa'nın Yıldırım ilçesi Yeşilyayla Mahallesi'nde bulunan Mevlana Camii ve içerisinde 4-6 yaş sınıflarının da yer aldığı Kız Kur'an Kursu, elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla güneş paneli sistemi kurdu ve kendi elektriğini üretmeye başladı.

Cami Derneği, elektrik ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla geliştirdikleri bu proje sayesinde hem elektrik ihtiyacını giderdi hem de üretilen fazla elektriği dağıtım şirketlerine satarak gelir elde etti.

Cami ve Kur'an kursu binalarının üzerine kurulan sistem toplamda 40 panelden oluşuyor.

Proje sayesinde günde 15 kilovat elektrik üretiliyor ve kullanım fazlası elektrik, Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye (UEDAŞ) satılarak cami için ek gelir elde ediliyor.

- Yüksek gelen elektrik faturalarının çözümünü güneş panelleriyle bulduk

Projeye dair Diyanet Haber'e açıklamalarda bulunan Mevlana Camii İmam Hatibi Cemil Sancar, şunları kaydetti:

"Camimizin ve Kur'an kursumuzun elektrik faturaları yüksek gelmekteydi ve ödeme konusunda sıkıntı yaşıyorduk. Cami Derneğimiz ve Mahalle Muhtarımızla birlikte oturup nasıl bir çözüm üretebiliriz diye araştırmaya başladık. Güneş panelleriyle elektrik üretmenin kalıcı bir çözüm olacağı fikri çerçevesinde 2017 yılında kurulumunu gerçekleştirdik. Bu güne kadar herhangi bir sorun yaşamadan kullanımını gerçekleştiriyoruz." 

- Günlük 15 kilovatlık elektrik üretimimiz var

Sancar, "Cami ve Kur'an kursu binalarının üzerine kurulan 40 panelden oluşan sistem sayesinde günde 15 kilovat elektrik üretiyoruz ve kullanım fazlası elektriği elektrik dağıtım şirketi UEDAŞ'a satarak camiye gelir elde ediyoru." dedi.

- Mahalle sakinleri sistemden son derece memnun

Yeşilyayla Mahalle Muhtarı Mehmet Baş ise "Camimizin ve Kur'an kursunun ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ayrıca mahalle sakinlerimiz de bu uygulamadan memnun olduklarını ifade etmekteler. Zaman zaman bu sistemi nasıl kurduğumuz konusunda fikir soran camiler oldu. Ben her caminin böyle bir sistem kurmasını tavsiye ediyorum." diye konuştu.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.