KENDİMİZİ ÖLÜM GERÇEĞİNE HAZIRLAMALIYIZ

0

Hayattaki her nîmet gibi mahrûmiyetlerin de bir imtihan cilvesi olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız. Şâyet Allah bir şeyi nasîb etmemişse bunu da gönül gözüyle okuyup; “Bunda da bir hayır vardır.” diyerek her hâlükârda şükredebilmeliyiz.

Hayattaki en mühim ibret vesîlesi, karşılaştığımız cenâze manzaralarıdır. Nitekim Hâtem-i Esam Hazretleri’ne:

“–Biz, nasıl ve ne zaman dünyâya ibret gözüyle bakanlardan olabiliriz?” diye sorduklarında, Hazret şu karşılığı vermiş:

“–Dünyada her şeyin sonunun harap, herkesin gideceği yerin de toprak olduğunu gördüğünüz zaman! Bir kimsenin evinden veya yakınından bir cenâze çıkar da o kimse bundan ibret almazsa, ona ne ilmin, ne hikmetin, ne de vaaz ve nasihatin bir faydası olur.”

Bu sebeple bizler de bir cenâze gördüğümüzde; “Bugün o tabutun içindeki ben olabilirdim.” deyip hayâtımız üzerinde nefis muhâsebesine girebilmeliyiz. Dünyalık olarak yalnız kefenimizle kabre gireceğimizi, daha sonra ise kefenimizin de cesedimizin de aslına, yani toprağa döneceğini ve geriye sadece îman ve amellerimizin kalacağını düşünmeliyiz. Gördüğümüz cenâzeye yapılacak muâmelenin, bizim de bir gün mutlakâ başımıza geleceğini hatırlamalıyız.

Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin şu hâli, bu hususta bizler için ne güzel bir irşad numûnesidir:

Katıldığı bir cenâzede defin işleri bittikten sonra yanındaki bir zâta Hasan-ı Basrî Hazretleri sordu:

“–Bu vefât eden zât, acaba şu anda dünyaya geri dönüp sâlih amellerini, zikirlerini artırmayı ve günahlarına daha fazla istiğfâr etmeyi düşünüyor mudur?”

O zât da:

“–Evet, tabiî ki düşünüyordur.” dedi. Bunun üzerine Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle buyurdu: “–O hâlde bize ne oluyor ki bu vefât eden kişi gibi düşünmüyoruz?” (İbnü’l-Cevzî, el-Hasenü’l-Basrî)

Dolayısıyla biz de kalan hayâtımızın, Rabb’imiz tarafından bizlere tanınmış bir mühlet olduğunu idrâk ederek vaktimizi ona göre değerlendirmeli ve kendimizi ölüm gerçeğine güzelce hazırlamalıyız.

Velhâsıl zerreden kürreye kadar bütün bir kâinat ve onda “Akıl sahipleri nazarında yeşil ağaçların her bir yaprağı mârifetullah için bir dîvandır. Gâfiller için ise bütün ağaçlar bir yaprak bile değildir.”

Cenâb-ı Hak, kalplerimizi nefsâniyetin hoyratlığı içerisinde hantallaşmaktan muhâfaza buyursun. “Oku” emr-i celîli muktezâsınca, zerreden kürreye kadar her şeyi okuyabilecek hassas bir gönül kıvâmı nasîb eylesin. Kâinat ve hâdisat mektebinin sır ve hikmet derslerinden gönüllerimize ulvî hisseler lûtfeylesin! Âmîn…

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, HAK DOSTLARININ ÖRNEK AHLÂKINDAN -2, Erkam Yayınları, sayfa 149.

HAYAT VE ÖLÜM NE İÇİN YARATILMIŞTIR? – VİDEO

NE KADAR KAÇARSAK KAÇALIM, ÖLÜM BİZİ YAKALAYACAK – VİDEO

PAYLAŞ.

Bir yorum bırak

Önceki yazıyı okuyun:
MUHAMMED BÂKĪ BİLLÂH HAZRETLERİ KİMDİR?

Muhammed Bâkì Billâh Hazretleri  [1564 - 1603] hicrî 971 senesinde Kâbil’de dünyaya geldi.[1] Küçük yaşta, hocası Mevlânâ Sâdık Halvâî’den ders...

Kapat