TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ NORMALLEŞEBİLİR Mİ?

Türkiye-ABD ilişkileri tarihinin en gergin, en sıkıntılı dönemine sahne oluyor. ABD'nin müttefiklikle asla bağdaşmayacak politikaları ilişkilerde inanılmaz bir güven bunalımını ortaya çıkardı. O güven bunalımı hala giderilebilmiş değil. Trump’lı yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerini neler bekliyor?

Barack Hussein Obama ABD başkanı olduğu zaman Ortadoğu halkları oldukça umutlanmıştı, bölgenin kronik sorunlarını düzeltebileceği hayaliyle. Ama Obama onları çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Mevcut sorunları düzeltmek şöyle dursun Obama’nın Beyaz Saray’da kaldığı süre zarfında Ortadoğu son yüzyılının en kanlı günlerini, etnik ve mezhep savaşlarının zirve yaptığı en dramatik dönemini yaşadı.

Obama dönemi, Türkiye-ABD ilişkileri açısından da tarihinin en gergin, en sıkıntılı dönemlerinden oldu. Müttefiklikle asla bağdaşmayacak politikalar ilişkilerde inanılmaz bir güven bunalımını ortaya çıkardı. O güven bunalımı hala giderilebilmiş değil.

TRUMP İLE TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ DÜZELEBİLİR Mİ?

Peki Trump’lı yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerini neler bekliyor? Bu güven bunalımı giderilip eski günlere dönülebilecek mi? Yoksa gelen gideni aratacak mı?

Trump yönetiminde, “Türkiye-ABD ilişkileri” Obama döneminden daha kötü olmaz herhalde” yaklaşımı Türkiye’de dillendirilen kanaatlerden biri. Bölgenin kan gölüne dönmesinin mimarı olarak görülen Obama siyasetinin takipçisi olacağı izlenimi veren Hillary Clinton’ın seçilmemiş olması Türkiye’de kimseyi derin bir üzüntüye gark etmedi demek te mümkün. Hele “Fetö’nün desteklediği Clinton’ın kaybetmesi Türkiye kamuoyunda, ABD’deki seçim sonuçlarına olumlu bakmanın bir başka gerekçesi oldu.

Evet, Donald Trump’ın, FETÖ liderinin iadesi, Suriye’de Türkiye’nin ısrarla dillendirdiği güvenli bölgenin kurulması gerektiğini vurgulaması ve dahası İran’ın yayılmacı politikasına karşı olmak gibi bir dizi mevzuda, Ankara’ya sıcak gelen mesajlar vermesinden yola çıkılarak, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğinin daha makul bir zemine oturacağı yönünde olumlu bir hava oluşmuş durumda.

İSLAM'A VE MÜSLÜMANLARA YÖNELİK SAĞLIKLI DÜŞÜNCELERİ YOK

Ancak madalyonun bir de diğer yönü var. Trump’ın mesajlarının satır aralarından çıkartılan olumlu çıkarımlara mukabil, göçmen karşıtı, İslam ve Müslümanlara yönelik hiç de sağlıklı düşüncede olmayan neo-conlardan müteşekkil ekibiyle ne yapacağı öngörülemeyen bir Trump var karşımızda. Mesela FETÖ liderinin Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğini savunan emekli Korgeneral Michael Flynn, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı oldu. Fetö liderini iade edilmesi gerektiğini savunan Flynn, aynı zamanda su katılmamış bir İslam düşmanı olarak kabul ediliyor.

Flynn’ın yakın zaman önce yayınlanan “Radikal İslam ve Müttefiklerine Karşı Küresel Savaşın Mücadele Alanı” adlı kitabında dile getirdikleri İslam dünyası açısından bakıldığı zaman yenilir yutulur cinsten değil.

Flynn, Amerikan dış politikasının, küresel planda İslamcılık ile mücadele düzeyine oturması gerektiğini dillendiriyor. Ortadoğu’daki rejimler konusunda neoconlarla ortak bir düşüncede olduğu belirtiliyor. Diktatör rejimlerle dostluk kurulabileceğini savunuyor.

AMERİKA'DA İSLAM KARŞITI EKİP

Amerikan Savunma Bakanlığı İstihbarat Teşkilatı DIA’nın eski direktörü olan Korgeneral Flynn’ın Obama döneminde ‘radikal İslam’ demekten vazgeçmediği için görevden uzaklaştırılmış bir isim olduğunu da belirtelim…

Trump’ın ekibinde sorun çıkartacak gibi gözüken sadece Flynn değil. Başkan Yardımcısı Michael Pence de düşünce yapısı itibariyle Flynn’dan çok farklı değil. Pence de Bush gibi “Yeniden Doğuş Kilisesine” bağlı koyu bir Evangelist.

CIA Başkanı olarak atanan Michael Pompeo, twitter hesabından hem de 16 Temmuz günü Türkiye hakkında “Totaliter İslam diktatörlüğü” yazacak kadar fanatik bir neo-con. Adalet Bakanı olarak takdim edilen Jefferson Sessions’ın savunduğu fikirler ise hiç de umut vaat etmiyor İslam dünyasına dair.

Kaynak: Beytullah Demircioğlu, Altınoluk Dergisi, 370. Sayı

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle