HOLLYWOOD’UN UÇAKLARI MÜSLÜMANLARA ÇARPTI

Sinema... Soğuk savaşın bitimiyle başlayan psikolojik savaş döneminin en etkili silahı. Karanlık bir odada karşınıza çıkan bu görüntü ve ses kombinasyonu, en kahramanı zalim, en zalimi kahraman gösterebilme kabiliyetine sahiptir. 11 Eylül sonrası Hollywood filmleri, bunun en belirgin örneği olmuştur.

Yazı: Furkan Hasdemir

Trakya üniversitesi, Bilimsel Araştırmalar Dergisi, Hollywood ile Amerikan siyasi stratejisinin paralelliğini işlediği bir makalede: “Amerikanizm’in incili olarak vaaz edilen George Creel’in, Committee on Public Information adlı eserinde, Hollywood’un rolü, Amerika Birleşik Devletleri’nin (gayrı) resmi ikna edici propaganda aleti olarak örneklendirilmiştir. Hollywood’un ürettikleri, etki altına alınabildiği takdirde dünya kamuoyu kontrol altına alınabilir. Washington, propaganda yapmak, yurtiçinde ve yurtdışında moral yükseltmek için ABD film endüstrisi ile işbirliğine ihtiyaç duyarken, Hollywood da, pazarları fethetmek ve daha da genişletmek için, devlete sımsıkı bağlanmıştır. Hollywood’un savaş sırasındaki gayreti birden çok devlet nişanı ile ödüllendirilmiştir. Yılda ortalama üç trilyon ABD doları sadece filmler için harcanmaktadır.” İfadeleriyle, Hollywood etkisinin boyutlarına dikkat çekmişti.

hollywood-fireABD, bazı siyasi ve ekonomik çıkarlarına, algı yönetimi yöntemi ile zemin hazırlamaktadır. Bunun da birincil unsuru kuşkusuz Hollywood. Amerikan Devleti, ekseriyetle Arap halk ve devletlerinin yaşadığı Orta Doğu Bölgesiyle ilgili politik çıkarları doğrultusunda, Hollywood’da, Arap ve Müslüman figürünü olumsuz ve küçümseyici bir biçimle sunmaktadır. ABD, Yumuşak güç aracı Hollywood ile dış politikalarını cazibeli ve meşru hale getirerek, Afganistan ve Irak’ta bazı ahlak ve ortak vicdan dışı uygulamalarına rağmen kendi halkı ve müttefikleri tarafından desteklenmiştir. Özellikle 11 Eylül 2001 tarihi, ABD sinema endüstrisi için bir milat oldu. Zira o tarihe kadar, “iyi adam”ın karşısındaki düşman karakteri, ekseriyetle Rus prototipiydi. 11 eylül tarihinden sonra ise, Arap ırkına mensup Müslüman tipolojisi, idealini, terör yoluyla uygulamaya çalışan düşman karakter olarak karşımıza çıktı. Bu filmlerin birçoğu, Oscar törenlerinde ödülle şereflendirildi.

İNSANLIĞA VE BARIŞA ZARAR VEREN MÜSLÜMAN TİPLEMESİNİN İŞLENDİĞİ BAZI FİLMLER

Uçuş 93 (United 93, 2006), Dünya Ticaret Merkezi (WorldTrade Center, 2006), Örtülü Gerçek (Redacted, 2007), Tanrının Vadisinde (Inthe Valley of Elah, 2007), Güçlü Bir Yürek (A Mighty Heart, 2006), Syriana (2005), The Kingdom(2007), Hurt Locker (2008)

 “KRALLIK” (THE KİNGDOM, 2007) FİLMİNDE SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ

Filmde, ABD’nin Irak’a müdahalesi ve çatışmalar, El-Kaide örgütünün kuruluşu ve büyümesi, 11 Eylül olaylarındaki eylemcilerin %80’inin Suudi asıllı olmasına yer verilmektedir. Ayrıca, Oryantalistlerin, İslâm eleştirileri de çeşitli sahnelerle, filme yerleştirilmiştir. Tabi bu manipülasyon yapılarak aktarılmıştır. Örneğin bir sahnede Suudi asker, teröristlerin bombası sonucu yaralanan arkadaşını tedavi etmek isteyen Amerikalı bir kadına, “ona dokunamazsın, inancımızda bu yasaktır” şeklinde sert bir tepki vermektedir. Oysa zarûret durumunda İslâm dîninin böyle bir hükmü yoktur.

[caption id="attachment_4795" align="alignnone" width="580"]l-300x128 Krallık filminden bir görüntü...[/caption]

Filmin başlangıç jeneriğindeki ilk temsiller arasında, ateşli Batı düşmanı Vahâbiler, elleri kılıçlı ve silahlı geleneksel kıyafetler içerisinde savaş meydanında mevzi almış kalabalık bir topluluk olarak görülmektedir. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Merak edenin filmi bu perspektifle izlemesi tavsiyemizdir.

STRATEJİK ÖDÜL TÖRENİ; OSCAR 

Çözümlemeye devam edelim ve bu çerçevede, 85.Oscar ödüllerini biraz inceleyelim...

Akademi tarafından 7 dalda aday olan ve en iyi film dahil 3 dalda Oscar alan Argo(2012), İran'da rehin alınan 6 ABD’li diplomatın, CIA tarafından kurtarılmasını anlatmaktadır.

Yönetmen Ben Affleck’in törende yaptığı konuşmadan bir parça: Şu anda korkunç şartlar altında yaşayan İran’daki dostlarımıza teşekkür etmek istiyorum.” Ayrıca en iyi film kategorisinin ödülü sırasında bir ilk yaşandı. Ödül, First Lady Michelle Obama tarafından verildi. Film İran basınında tepkiyle karşılandı. İran’ın önde gelen haber ajanslarından, Mehr’in haberinden bir bölüm; “Ben Affleck tarihi çarpıttığı gibi, İranlıların ‘korkunç koşullarda’ yaşadığını söyleyerek, İran hakkında karanlık bir resim çizmeye de devam ediyor”

[caption id="attachment_4796" align="aligncenter" width="702"]image_015 Argo filminden bir görüntü...[/caption]

 Sonuç olarak Burada bize düşen ise;

1- Yapılan bu psikolojik harekâtlardan yakınmayı bırakıp, Hollywood’un iç yüzünü deşifre ederek, bu filmlerin insanları yanlış yönlendirmesini engellemek.

2- Sinemayı, asrın en etkili tebliğ metotlarından birisi olarak kabul edip, bu yolla hak ve hakikatin, milyonların zihninde yer etmesini sağlamak.

PAYLAŞ:            

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle