SUDANLI ÇOBANIN TESLİMİYETİ ASR-I SAADET’İ HATIRLATTI

0

 Sudanlı çoban, kendisinden koyun isteyenlere karşı gösterdiği takva ile İlahi kameranın gözetiminde olma şuurunun zirvesine çıkıyor. Bu olayın aynısı 14 asır önce de gerçekleşmişti…

Ashab-ı kiram’dan olan, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bin Ömer’in meşhur çoban hadisesi ile birebir örtüşen bu olay, Asr-ı Saadet’in günümüzde de sürdürülebileceğinin güzel bir örneği.

İşte o çobanın yaşadığı olay;

14 ASIR ÖNCE ABDULLAH İBNİ ÖMER’İN YAŞADIĞI O ÇOBAN HADİSESİ 

Abdullah ibn-i Ömer (r.a.), arkadaşlarıyla birlikte Medine civarında bir yere çıkmıştı. Onun için bir sofra kurdular. Bu sırada yanlarına bir koyun çobanı uğradı ve selâm verdi. İbn-i Ömer:

“-Gel ey çoban, sofraya buyur.” dedi. Çoban:

“-Ben oruçluyum.” cevabını verdi. İbn-i Ömer:

“-Bu şiddetli sıcakta oruç mu tutuyorsun, bir de bu hâlde koyun güdüyorsun?” dedi. Daha sonra çobanın kalbî seviyesini anlamak için:

“-Şu sürüden bize bir koyun satsan, parasını sana ödesek, etinden de iftar edeceğin kadarını sana versek olmaz mı?” teklifinde bulundu. Çoban:

“-Sürü benim değil, bu koyunlar efendimindir.” cevabını verdi. İbn-i Ömer yine çobanı denemek için:

“-Kayboldu dersin, efendin nereden bilecek ki?” deyince, çoban ondan yüzünü çevirdi ve parmağını semaya kaldırarak:

“-Allah nerede?!” dedi.

İbn-i Ömer, çobanın bu takva ve ihsan şuurundan çok duygulandı. Bu düşünceler içinde, bir müddet kendi kendine; “Çoban dedi ki: Allah nerede? Çoban dedi ki: Allah nerede?” deyip durdu. Medine’ye vardığında da, ilk iş olarak çobanın efendisine bir elçi gönderip sürüyü ve çobanı satın aldı. Çobanı azat ettikten sonra sürüyü de ona bağışladı.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Fahr-i Âlem Habib-i Hüdâ Hz. Muhammed Mustafa, Erkam Yayınları

Paylaş.

Yorumlar