MÜʼMİN GÜVENİLİR KİMSEDİR

0

Müʼmin; kendisine îtimad edilen, güvenilir kimsedir. Bir mü’minin etrâfına güven vermemesi, îman hassasiyetlerinin kaybolmasına işarettir.

Allâh Rasûlü’ne el-Emîn ve es-Sâdık sıfatlarını verdiren pek çok numûne-i imtisâl hâdiseden birini, Abdullâh bin Ebi’l-Hamsâ -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor:

“Bi’setten önce Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile bir alışveriş yapmıştım. Kendisine borçlandım, biraz beklerse hemen getireceğimi va’dederek oradan ayrıldım. Fakat verdiğim sözü unutmuşum. Üç gün sonra hatırlayıp konuştuğumuz yere geldiğimde, O’nu aynı yerde beklerken buldum. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, yaptığım kusur karşısında beni azarlamayıp sâdece:

«Ey delikanlı! Bana zahmet verdin, üç gündür burada seni bekliyorum.» buyurdu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 82/4996)

Emânet ve ahde vefânın erişilmez zirvelerinde bulunanEfendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-’ın bu bekleyişi, basit bir para alma meselesi değildi. O’nu üç gün bekleme zahmetine katlanmaya sevk eden asıl mesele, sözünde durmuş olma husûsundaki yüksek hassâsiyetiydi.

Huzeyfe -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

“Babam Hüseyl ile Mekke’den Medîne’ye doğru yola çıkmıştık. Kureyş kâfirleri bizi yakaladılar ve:

«Siz muhakkak Muhammed’in safına katılmak istiyorsunuz.» dediler. Biz de:

«Hayır, Medîne’ye bu sebeple değil, başka bir iş için gidiyoruz.» dedik. Bunun üzerine bizden, Allâh Rasûlü’nün safında yer alıp O’nunla birlikte savaşmayacağımıza dâir söz aldılar. Medîne’ye gelip olanları Rasûlullâh’a arz edince Âlemlerin Sultânı Efendimiz:

«–Haydi gidin. Biz sizin verdiğiniz sözü tutar, onlara karşı da Allâh’tan yardım dileriz!» buyurdular. İşte benim Bedir Harbi’ne iştirâk edemeyişimin sebebi budur.” (Müslim, Cihâd, 98)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Asr-ı Saâdet’ten Günümüze FAZÎLETLER MEDENİYETİ, Erkam Yayınları.

Paylaş.

Yorumlar