KÖLE TACİRLERİNİN MAKBUL SÖYLEMİ: “ÖZGÜRLÜK”

0

Özgürlük… İnsanın fıtratında yer alan bu kavram, insanoğlu var olduğundan bu yana bir arayış, bir kurtuluş, bir kavga, bir savaş suretinde mevcudiyetini sürdürmektedir. 20.yüzyılda kölelik sistemiyle sosyo-ekonomik ve siyasal bir hâkimiyet kurmak isteyen küresel güçler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bir dünya düzenine geçiş yaptı. “Modern kölelik…” Bu bir buluştu. Bu sisteme göre insanların içgüdülerinden faydalanılarak onların özgürlük arayışları, yine kendilerini esir etmek için kullanılacaktı. Nasıl mı?

Yazı: Furkan Hasdemir

SİYASİ ÖZGÜRLÜK ALDATMACASI

 SAĞ-SOL ÇATIŞMASI KAPİTALİZME ZEMİN HAZIRLADI

Dünya genelinde esen Komünizm etkisi Türkiye’de de karşılık bulmuştu. 68 Kuşağı diye bilinen sol gruplar “özgürlük” sloganlarıyla sokaklara inmeye başlamıştı. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi isimler solu kendi içinde çeşitli fraksiyonlara bölüp, başta üniversiteler olmak üzere birçok alanda taraftar bulmaya başlamıştı. Meşhur “6.Filo Olayı” ile birlikte devlete karşı mücadele kararı alan sol gruplara karşı birleşen bazı sağ oluşumlar da sokağa inmişti. Ve o günden sonra kardeşin kardeşi vatan haini ilan edip şiddet uyguladığı dönemler başlamıştı. 68 Kuşağı’nın içinde bulunduğu olaylarda sağ ve soldan birçok gencimiz hayatını yitirmiştir. Sağ ve sol görüşlü öğrencilerin, meydanda karşılaştığı, tarihe ’Kanlı Pazar’ olarak geçen olaylarda 2 kişi ölmüş, 200 kişi yaralanmıştı.

kanli-1-mayis-tan-geriye-kalanlar-1-mayis-1977-1175756

Bir yandan ‘özgürlük’ arayışı ülkeyi kaosa sürüklerken diğer yandan kaostan düzen çıkarmak isteyenler, çok uzaklarda yeni dünyayı şekillendirmeye başlamıştı.  Amerika merkezli görüşmelerde elitler, dünyayı yeni bir sosyo-ekonomik yapıya hazırlıyorlardı.  “Neo-liberalizm” adıyla duyurulan sistem de “devletin rolü, serbest piyasanın işlemesi için kurumsal alt yapıyı oluşturmak  olmalıdır” kararı alınmıştı. (Cengizhan Yıldırım, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Güz 2011, Cilt:7, Yıl:7, Sayı:2, 7:1-23) Yani ülkenin ekonomisi devlet ya da halktan ziyade güçlü sermaye sahiplerinin elinde olacaktı. “Washington uzlaşmaları” diye tarihe geçen bu görüşmelerden sonra neo-liberalizm medyaya, “kurtuluş için tek yol” sloganıyla tanıtılmıştı. 1978 yılında başta ABD Hazine bakanlığı, IMF ve Dünya Bankası olmak üzere birçok üst düzey kuruluş “Washington uzlaşmaları”nı onayladı. Sömürgecilik kalıp değiştirmişti.Sistem, küreselleşme ya da globalleşme gibi süslü kavramlarla tüm dünya piyasasına hâkim olan tek bir ekonomik güç şeklinde tasarlanmıştı.

Signing_of_the_Treaty_of_Brussels_(1948)

ÖZGÜRLÜK KAVGASI VE 12 EYLÜL DARBESİ OYUN MUYDU? 

Türkiye de bu modelin uygulanması gereken ülkelerden biriydi. Lakin değişim için bir zemine ihtiyaç vardı. Derken ülkemizde de ekonomi tarihine “24 Ocak kararları” diye geçen görüşmeler yapıldı. Devletin ileri gelenleri, Neo-liberal yapının ülkede nasıl uygulanacağı yönünde bir dizi kararlar almıştı. Ancak istenen zemin henüz oluşmamıştı. Sağ- sol çatışmasının getirdiği iç savaş, ordu için iyi bir darbe bahanesiydi. Birçok araştırmacı çatışmaların ve darbenin Kapitalizmi Türkiye’ye getirmek için sahnelenmiş bir oyun olduğunu söylemektedir.

12_eylul_forograflari_01

 “Şöhret Baltaş: “12 Eylül Türkiye’de Neoliberalizm’in Zeminini Hazırladı”

12 Eylül 1980 darbesi, 24 Ocak 1980 Kararları’nın uygulanması için yapıldı. 12 Eylül darbesi ile Neoliberal model uygulanmaya başlandı. Program, 1980 yılından bugüne kadar uygulanmaktadır. Hükümetler, değişti. Neoliberal model, değişmedi.(iyibilgi.com)

IMF “ÖZGÜRLÜĞÜ”  NASIL KULLANDI?

24 Ocak kararları ile liberal ekonomiye geçiş sürecinde IMF, Türkiye’ye, o güne kadarki en yüksek krediyi verdi. Ve 1,25 milyar SDR tutarında bir kaynak sağlandı. (Finansgündem) Böylece IMF, özgürlük arayışı ile başlayan kaos neticesinde Türkiye’yi borç yoluyla 28 sene esaret altına almıştı. Amerikancılığa karşı özgürlük arayan solcu gençler, Amerikanizm’i sırtında taşımışlardı.

GÜNCEL ÖRNEK; UKRAYNA

Yakın zamanda özgürlük arayışı ile Twitter’dan örgütlenerek sokağa inen Ukraynalılar, bir müddet sonra polisle çatışmaya ve etrafı yakıp yıkmaya başlamıştı. Özgürlük arayışı yine bir kaosa dönüşmüştü. Ukrayna Başbakan’ı istifa etmiş, parlemento karışmıştı. Daha sonra ülkenin bu zayıf durumunu fırsat bilen Rusya, Ukrayna’nın bir parçası olan Kırım’a tanklarla girmiş ve sonunda Kırım resmen Rusya’nın olmuştu. Şu anda Ukrayna’da bu olaydan etkilenen Rus yanlıları, diğer bölgelerin de Rus Devleti’ne bağlanması için Ukrayna Devleti ile çatışıyor. Yine Özgürlük kavgası… Sonuç yine esâret…

aa_1322_1

Görülüyor ki “özgürlük kavgası”, küresel güçlerin esaret altına almak istediği yer de kullandığı bir meta halini aldı. Özgürlük, küresel güçlerin gizli pazarı…

 

 Ukrayna ve Gezi olaylarının anlatıldığı “Küresel odakların yeni mecrası: Sokak hareketleri” yazısını okumak için tıklayınız. 

UKRAYNA

 

ENDÜSTRİYEL ÖZGÜRLÜK ALDATMACASI:  ŞİRKETLER ÖZGÜRLÜĞÜ NASIL KULLANIYOR?

 20. yüzyılın ünlü filozof ve sosyologlarından Jean Baudrillard, nesnelere değer yükleme sürecini anlatırken, tüketilen bir ürüne amacı dışında değerler yüklendiğinden bahseder. Ürünün sembolik değeri ve îmâ değeri vardır; yani bir ürün, kullanımının dışında ona yüklenen anlamlarla diğer ürüne göre prestij sağlayabilir. Burada da içgüdüler devreye girer. Örneğin, “falan marka ceketi giyersen, karizman olur ve toplumda prestij kazanırsın” gibi… Şirketler ve reklamcılar, ürünleri, insanların mantıklarına değil içgüdülerine hitap edecek şekilde tasarlar ve pazarlar. Meselenin özgürlük ile ilgili olan bağına gelirsek, Şirketler, insanların özgür olma, özgürlükten haz alma ya da hazlarını özgürce yaşama güdüsünden faydalanır.  Çeşitli reklam kampanyalarıyla, özgürlüğü hissetmek için tanıtımı yapılan markayı kullanmak gerektiği algısı oluşturulmaktadır.

 ÖZGÜRLÜĞÜN KULLANILDIĞI REKLAM ÖRNEKLERİ

İlk Reklam…

Tarihte tüketimi körüklemek ve ihtiyacın dışına çıkarmak, insanların kendilerini fikirleriyle değil sahip oldukları nesnelerle ifade etmelerine yol açmak için düzenlenen ilk kampanya, Edward Bernays tarafından 1929 yılında düzenlendi. Bu kampanyada toplumda o döneme kadar sigara içmelerine kötü gözle bakılan ve ayıplanan kadınlar hedeflenmişti. ABD’nin en büyük sigara şirketlerinden Lucky Strike sponsorluğunda, kadınlara da sigara satabilmek için düzenlenen kampanyada öncelikle bir grup genç model kadının ellerinde sigaralar ve “özgürlük meşaleleri” (Torches of Freedom) yazan pankartlarla, New York’daki bir şenliğe katılmaları sağlandı.

Label_Lucky_Strike_R1DB

Sigaralar bir özgürlük metası olarak tanıtılıyor, daha doğrusu özgürlük gibi bir düşünce, sigara gibi bir nesneyle ilişkilendiriliyor ve meşalelerle özdeşleştiriliyordu. Ardından iş adamları arasındaki bağlantılar sayesinde bu genç modeller fotoğraflandı ve 1 Nisan 1929’da ABD’nin –ve hatta dünyanın- en nüfuzlu gazetesi the New York Times’da bu fotoğraflar, altında “Bir grup genç kadın özgürlük hareketi olarak sigaralarını üflüyorlar” yorumuyla yer aldı. Kampanya geniş bir yankı buldu, kısa zamanda kadınlar üzerindeki sigara tabusu yıkıldı. O dönemde toplumda sigara satın alanların yalnızca %5’i kadın iken, daha 1929 yılında bu oran %12,5’e ve 1960’lara kadar %30’lara yükseldi.

GÜNCEL ÖRNEKLER

 Twitter  Bir Amerikan Şirketidir

twitter-001Twitter, Özellikle son dönemlerdeki toplumsal olaylarda oldukça etkili olan bir Amerikan şirketi. Kullanıcılarının algısına bir özgürlük ve demokrasi alanı olarak yerleşen Twitter, aslında her gün milyon dolarlar kazanan bir şirket. Öyle ki kendi tanıtımına dahi ihtiyaç duymadan, birçok siyasi parti, gazete ve diğer medya araçları, Twitter’ın özgürlük alanı olduğuna dikkat çekerek reklamını yapmaktadır. Reklam literatüründe, müşteriyi kendine bağlamak ve köle yapmak anlamına gelen “marka sadakati” kavramını en etkin kullanan şirket hiç şüphesiz Twitter. Öyle ki Twitter’ın müşterileri onsuz 5 dakika geçirdiğinde ve ya site yasaklandığında, sigara bağımlısının krize girmesi gibi bir kriz etkisi gösteriyor. Yine Twitter yasaklandığında ve bir özgürlük sembolü olarak yansıtıldığında analiz raporları, atılan tivitlerin 3 katına çıktığını göstermektedir.

Gençlik Bir Kere Yaşanır Özgürce Yaşa

Küresel Emperyalizmin önemli şirketlerinden olan bir telekominikasyon şirketi, yakın zamanda ülkemizde de pazarını kurdu.  Şirket, özellikle genç kitleye yönelik özgür bölge anlamına gelen “freezone” kampanyasını başlattı. Kampanyanın sloganı ise “Gençlik bir kere yaşanır özgürce yaşa”

Bu kampanya dahilindeki reklamlarda kullanılan pop idôllerinin sahne aldığı konser organizasyonları düzenlendi. Reklamlar üzerinde detaylı bir inceleme yapıldığında, kampanyanın tüm reklamlarında, “özgürce yaşa” mesajının,  “eğlen, tüket,  harca” mesajıyla paralel olarak verildiğini gözlemleyeceksiniz. Özgürlük temalı bu kampanyasından sonra şirket, satışlarını arttırarak kısa sürede ikinci en büyük telekominikasyon şirketi oldu.

“Ben Özgürüm”

ataoglu01Yine Türkiye’de en çok kullanıcıya sahip bir telekominikasyon şirketi, 2000 yılında özellikle Tarkan gibi bir popüler idolü de kullanarak “Ben Özgürüm” kampanyası düzenlemişti. Özgürlüğün  o şirkete bağımlı olmakla olunabileceği mesajının verildiği reklam, geniş bir yankı uyandırmıştı. Ve yine o dönem satışlar da bir patlama yaşanmıştı.

Görülüyor ki özgürlük, şirketlerin insanları kendilerine köle yapmaları için kullandığı bir kaynak haline geldi.  “Tüm karşı söylemleri bir kenara it, ve bu ürünü tüket, ve özgürlüğü hisset” türünden mesajların yer aldığı reklamlar, satış grafiklerine bakıldığında maalesef halk tarafından da karşılık bulmaktadır.

Netice itibariyle, dünya bir sosyo-ekonomik evrim yaşadı. 20.yüzyılın başlarında insanlara fiili eziyet etmek suretiyle bir hâkimiyet kuran küresel güçler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra farklı bir formül buldular. İnsanlara küçük mutluluklar vererek ve onların özgürlük arayışlarını kendi çıkarları için kullanarak büyümeyi keşfettiler. Toplumların kendi istekleriyle şirketlerin kölesi olmayı isteyeceği, hatta Twitter örneğinde olduğu gibi bir şirketi savunmayı özgürlük arayışı olarak görmesini sağlayacağı bir sistem icad ettiler. Özgürlük, küresel güçlerin pazarı haline geldi. Yönlendirilmiş özgürlük arayışı, yeni esirlikler doğurmaya devam ediyor. Bu gerçeğe uyanmak ve uyandırmak asrın önemli tebliğ vazifelerinden biri halini aldı!…

Paylaş.

Yorumlar