İbâdetlerini Rahat Yapabilmeleri İçin Engelliler İle İlgili Ne Tür Düzenlemeler Yapılmalıdır?

Sorularla İslam

Engellilerin ibâdetlerini rahat yapabilmeleri için ne tür düzenlemeler yapılmalıdır? Engellilerin yaşadığı çevresel sıkıntılar nelerdir? Engelliler için yapılan çalışmalar nelerdir?

İslâm Dîni, engellileri muhâtap almış ve güçleri ölçüsünde dînî ve sosyal yükümlülükler yüklemiştir. Diğer insânlara da engellilerin topluma kazandırılmaları; dînî ve sosyal görevlerini yerine getirmeleri husûsunda sorumluluklar yüklemiştir. Bu îtibârla engellinin, sosyal imkânlardan yararlanması gerektiği bilincinde olarak, engellilerin yetenek ve becerilerinin geliştirilip, topluma kazandırılması için insânların elinden geleni yapması gerekir. Bu çerçeveden olarak, engellilerin diğer inananlarla birlikte ibâdet edebilmelerinin sağlanması için topluma önemli vazîfeler düşmektedir.[1]

Başkalarına zarâr verici hattâ sakatlayıcı konumunda olan şeylerin bertarâf edilmesi, yollarda bu tür şeylere karşı ilgisiz kalınmaması hadîslerde istenmektedir:

“Gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermen bir sadakadır.”[2]

“ Îmân yetmiş küsur şubedir. En aşağısı yoldan eziyet verecek şeyleri gidermektir. En üstünü ise Lâilâhe illallâh kelimesidir.”[3]

“Ümmetimin iyi ve kötü bütün amelleri bana arz edilip gösterildi. İyi amelleri arasında, yoldan kaldırılmış ezâ veren şeyi de gördüm.”[4]

Hadîslerde geçen ve yollarda sıkıntı oluşturacak engellerin ortadan kaldırılmasına teşvîk eden rivâyetler, gerekli tedbîrlerin alınması konusunda bize ışık tutmaktadır.[5] Kanâatimizce bu hadîsler, sakat kalma önündeki en önemli sebeplerinden biri olan trafik kazâlarının önlenmesi için alınması gereken tedbîrlere de temel teşkil edecek mesajlar taşımaktadır.[6]

Engelli kardeşlerimizin birikmiş, ihmâl edilmiş, ciddîye alınmamış birçok sorunu vardır. Devleti ilgilendiren; Millî Eğitimi ilgilendiren, Diyânet İşleri Başkanlığını ilgilendiren, Belediyeleri ilgilendiren, sivil toplum kuruluşlarını ilgilendiren boyutları vardır. Hattâ âile ve çevreleriyle birlikte bütün toplumu ilgilendiren boyutları vardır.[7]

Ülkemizdeki engelli oranı %12 civârındadır. Bu oran, sosyal ve hayâtî ünitelerin engelli gerçeği dikkate alınarak dizayn edilmesinin zarûrî olduğunu göstermektedir. Üzerinde durulması gereken önemli bir husûs, engellilerin dînlerini öğrenmeleri ve güçleri nispetince sorumluluklarını yerine getirmeleri önündeki engellerin kaldırılması gereğidir. Engellilere yönelik irşâd ve tebliğ ekseninde geniş bir çalışma alanının varlığı âşikardır. Bu çerçevede, görme engelliler için başta Kur’ân öğretimi olmak üzere dînî bilgilerin verilebileceği öğretim metot ve araçlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Yine, sosyal ve dînî mekânların mimârî tasarımları da buna göre düşünülmelidir. Mevcût imkânlardan/metotlardan dîn eğitimi ve öğretimi adına daha fazla yararlanılmalıdır.[8]

Engellilerin Yaşadığı Çevresel Sıkıntılar

Engelliler, mîmârî engellere takılmakta, toplu taşımadan tam olarak yararlanamamakta, istihdâm olanaklarından istifâde edememektedirler. Eğitim haklarını kullanmada sorunlar yaşamaktadır. Bunları gidermek için engelliler için özel okullar açılmalı, sosyal yaşamda bağımsız yaşamaları için destekler sunulmalıdır.

Günümüzde hayât mücâdelesi veren engelli kardeşlerimize baktığımızda, kendilerini acımamızı değil, değer vermemizi, kendilerinin bu toplumun birer ferdi olduklarının bilinmesini arzû ettiklerini görmekteyiz. Birlikte yaşadığımız bu kardeşlerimize karşı her zamân ve her mekânda duyarlı olmamız gerekir. Onları, arzû ettiklerinde, eğitim ve öğretim kurumlarıyla, câmi ve mescitlerle, sosyal etkinliklerle buluşmalarına yardımcı olmaya çalışmalıyız. Çalıştırdığımız yerlerde kendilerine kolaylıklar sağlamalıyız. Yol ve caddelerde yürürlerken zor durumda kaldıklarında rehberlik yapmaktan kaçınmamalıyız.[9]

Engellilerin de bir insân olduğunu düşünmek ve onlara insânca muâmelede bulunmak, insânlık gereğidir. Onları dışlamak, küçümsemek, onlarla alay etmek ve onları kırıcı davranışlarda bulunmak İslâm’ın prensipleriyle bağdaşmaz. Onlara saygı ve değer vermek; onların cadde, sokak ve devlet dâirelerine rahat girip çıkmalarını sağlamak, ulaşım vâsıtalarını kullanmada kolaylaştırıcı düzenlemeler yapmak ve yaşadıkları konutları ihtiyâçlarına göre dizayn etmekle olur.[10]

Mîmârî özellikler kişinin etkinliklerini ve hayâta katılımını etkilemektedir. Engeli çocukların râhat ve emniyetli bir şekilde oyun oynamaları için park ve oyun alanlarında düzenlemeler yapılmalıdır. Özellikle okullarda, spor salonlarında, alışveriş merkezlerinde ve topluma açık yapılarda tuvaletler, koridorlar, soyunma odaları ve kilitli dolapların erişilebilir olması için gerekli düzenlemelerin yapılması önemlidir.[11]

Câmilerimizin inşâsında, engellilerin de râhatlıkla gelip ibâdet edebilmeleri için önlem alınmalı, tuvalet ve abdesthânelerin inşâsında onlar unutulmamalıdır.

Yürümek, merdiven çıkmak, bir şey taşımak gibi sağlam insânlar için son derece kolay olan bâzı eylemler, bedensel engelliler için çok zor olabilir.[12] Câmilerin fizîki yapısı engellilerin ziyâretini, ibâdetini zorlaştırmakta, hattâ bâzen imkânsızlaştırmaktadır. Merkezî bâzı câmilerde tekerlekli sandalye için rampa olmaması, engellilere hitâp eden tuvalet ve abdesthânelerin olmaması engellilerin ibâdet etmesini zorlaştırmaktadır.[13] Bu alanlardaki eksiklikler, kısa zamânda giderilmelidir.

ENGELLİLER İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR

2012 Yılı Câmiler ve Dîn Görevlileri Haftası nedeniyle Kocatepe Câmii’nin avlusunda düzenlenen törende, Başkan Mehmet Görmez; bu yıl ‘‘Engelsiz Câmi, Engelsiz İbâdet’’ sloganıyla engellileri câmilerle buluşturmayı planladıklarını söyledi.[14]

İnsanların, bedensel, görme, işitme, konuşma, zihinsel ya da ortopedik engelinin bulunabileceğini ancak gönül dünyâsında engelin olmamasının önem taşıdığını ifâde eden Diyânet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez; ‘‘Bizler; ‘konuşma engelli bir insânın kendisini ifâde etmesi için yardımcı olmanız sadakadır.’ buyuran bir peygamberin ümmetiyiz. Ancak günümüzde, zamân zamân ortaya çıkan ‘Sen ne suç işledin ki Allâh size engelli bir çocuk verdi?’ anlayışı İslâm’ın tamâmen reddettiği bir câhiliye alışkanlığıdır. Allâh’ın, bizi imtihân etmek için bize verdiği herhangi bir engeli Allâh’ın cezâsı gibi göstermenin, İslâm ile bağdaşır hiçbir tarafı yoktur.’’ diye konuştu.

Başkan Görmez, engelli vatandaşların hayâtlarını kolaylaştırmakla ilgili toplumsal bilinç ve farkındalık oluşturmak gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

‘‘Ne yazık ki biz, câmilerimizi dâhî engelli kardeşlerimize göre düzenleyemedik. Hâlbuki bizim başta Kâbetullâh ve Mescîd-i Nebevî olmak üzere tüm mâbetlerimizi yeryüzündeki bütün engelli kardeşlerimizin rahatlıkla ulaşabileceği mekânlara dönüştürmek gibi bir vazîfemiz var. Diyânet İşleri Başkanlığı olarak öteden beri bu konuda büyük bir mahcûbiyetimiz, büyük bir üzüntümüz vardı. Bu mahcûbiyetimizi ortadan kaldırmak için uzun zamândır ‘‘Engelsiz Erişilebilir Câmiler’’ adlı kampanya üzerinde çalışıyorduk. Kampanya ile câmilerimizi yeniden gözden geçirerek engelli kardeşlerimizin ihtiyâçlarına göre düzenlemeyi ve bu konuda toplumsal bir bilinç ve farkındalık oluşturmayı hedefledik.’’

‘‘Her il ve ilçede en az bir veyâ birkaç câminin, engelli vatandaşlara yönelik bâzı standartları taşıması zorunlu olacak’’

Diyânet İşleri Başkanı Görmez, Türkiye’nin her il ve ilçesinin en işlek yerlerinde bulunan câmilerin engelli vatandaşlara göre yeniden düzenleneceğini vurguladı.

Türkiye’de, yaklaşık 8 milyon engelli vatandaşın bulunduğunu kaydeden Başkan Görmez, şöyle devâm etti:

‘‘Câmiler yapılırken bugün yaklaşık 8 milyonu bulan engelli kardeşimizi yok saymak başta Diyânet olmak üzere hepimizin ortak kusûrudur. Bundan böyle en az her il ve ilçede bir veyâ birkaç câmi olmak üzere câmilerimizin bâzı standartları taşıması zorunlu olacaktır. Ortopedik engelliler için özel asansör, tekerlekli sandalyeyle câmiye giriş ve saf tutabilme, engelli tuvaleti, görme engelliler için izli yollar, özel dokuma halılar, iç ve dış engelsiz alanlar ve yönlendirme işâretleri, işitme engellilere yönelik sesi yükselten loop induction sistemi, hutbe yazı projeksiyon sistemi ve ezân uyarı ışıkları bu standartlar arasında yer alacak.

Ayrıca işitme engelliler için câminin minâresine led ışık sistemi ile vakit, cumâ, bayram ezânlarının görsel olarak algılanması sağlanacak. Câmilerde görme engelliler için, izli yolu olan özel dokuma halılar bulundurulacak. Bu sâyede cemâat câmide rahatça saf tutabilecek. Avluda kullanılan hissedilebilir karolar ve duvara monte edilen yön bulmayı sağlayacak tutamaçla görme engelliler rahatça yönlerini bulabilecekler. Ortopedik engelliler için kadın ve erkek tuvaletleri bulunacak, tekerlekli sandalye kullananlar için abdest alma yeri hazırlanacak.’’

“Engelliler, servis araçları ile câmiye taşınacak”

Engellilerin câmilere taşınması için servis imkânı da sağlanacağını kaydeden Başkan Görmez, câmilerde sesli kütüphaneler oluşturulacağını ve görme engellilere yönelik günün belli saatlerinde Kur’ân eğitimi verileceğini bildirdi.

Başkan Görmez, şöyle devâm etti:

“Her türlü engelli kardeşimizi câmiye taşıyabilecek servis araçlarının olması sağlanacaktır. Braille Kur’ân-ı Kerîm, Braille Kur’ân-ı Kerîm meâli ve Braille elifbê ile yazılmış dînî kitâpların tamamı câmilerimizde bulunacaktır. Biz Başkanlık olarak görme engelli kardeşlerimiz için “Kalpten Görenler” diye bir ilmihâl hazırladık. İnanıyorum ki asıl görmemezlik kalpten görmemezliktir. Mühim olan basîret gözünün açık olmasıdır, mü’minin basîret gözünün açık olmasıdır. Câmilerimizde engelli kardeşlerimiz için kütüphâne oluşturulacaktır. Görme engelli bir kardeşimiz kulaklığı taktığı zamân Kur’ân-ı Kerîm, ilmihâl vb. dînî eserleri dinleyebilecektir.”

“Sesli kütüphane ve Kur’ân öğrenme imkânı da sunulacak…”

“Câminin içerisinde günün belli bir saatinde görme engelli kardeşlerimize Braille elifba ile Kur’ân-ı Kerîm öğretilebilecektir. Ülkemizin muhtelif yerlerinde bu vazîfeyi derûhte eden Kur’ân kurslarımız hizmete başladı. Böylece câmileri gerçek anlamda îmâr etmiş olacağız. Kur’ân-ı Kerîm, câmi ve mescitlerin inşâ edilmesini “îmâr” kelimesi ile ifâde eder. Îmâr ile inşâ aynı şey değildir. Îmâr etmek başka şey, inşâ etmek başka şeydir. Bir câminin inşâ edilmesi onun îmâr edildiği anlamına gelmez. Câmilerimizi namazlarda cemâat olarak kadınlarımızla, çocuklarımızla doldurduğumuz zamân gerçek anlamda îmâr etmiş oluruz. Biz, câmileri inşâ ederiz, câmiler ise bizim kalplerimizi ve gönüllerimizi îmâr eder. Yeryüzünün îmârı, insânların kalplerini îmâr etmesiyle olur. Câmileri inşâ ettikten sonra o câmilerde hem gönüllerimizi ve rûhlarımızı hem de ibâdet mekânımız olan câmileri îmâr ederiz. Câmilerde bulunan mihrap, tüm mânevî kötülüklerle mücâdelenin simgesidir. Minber, bilginin ışığa dönüşmesinin simgesi, kürsü ise bilgiyle yücelen mekânların temsilidir. Bu şekilde câmilerde edinilen bilgilerle îmâr edilen kalpler de şehirleri ve yeryüzünü îmâr ederler.”

“İbâdete giden yoldan tüm engelleri kaldırmalıyız’’

Diyânet İşleri Başkanlığı, akülü araçları ile câmiye gidip gelirken şarj sıkıntısı yaşayan engelli vatandaşlar için câmilere şarj ünitesi kuracak. Engelli vatandaş aracını şarj ederken aynı zamânda Kur’ân-ı Kerîm, tefsir, hadîs, fıkıh, ilmihâl bilgilerine erişebilecek. Şarj ünitesi işitme ve görme engelliler için de oldukça zengîn bir içeriğe sâhip olacak.[15]

Diyânet İşleri Başkanlığının amacı engellilerle hizmet arasında hiçbir engel bırakmayacak şekilde çalışmak. 2012 yılında câmilerimizin temâsını engelsiz câmi, engelsiz ibâdet olarak şekillendirmiştik. Câmilerimizin, Kur’ân kurslarımızın, hizmet binâlarımızın engellilerin erişimine ve ulaşılabilirliğine uygun bir şekilde yapılanmasını başlatmıştık. Kur’ân kurslarımız bu anlamda önemli yol katetti. 90 bin câmimiz var. Yaklaşık 40 bin tanesi engellilerin ulaşımına uygun bir pozisyona getirildi. Dün bugünden daha iyi değildik, bugün daha iyiyiz dünden, yarın da bugünden daha iyi olacağız. Önemli olan bütün bu engelleri ortadan kaldırmak. İşâret dili ile câmilerimizde cumâ günü hocamız minberde hutbesini okurken hemen yanında bir başka hocamız işâret dili ile hutbeyi tercüme ediyor. Şu an îtibâri ile 130 câmimizde bu tür çalışmalarımız var. Kendi personelimizi de bu alanda yetiştiriyoruz. Her ilde 10-15 tane işâret dili bilen hocamız olsun, dînî hizmetleri yerine getirsin diye derdimiz var. Görme engelliler için ise izli yol çalışmamız var, engelliler için özel tuvaletlerimiz var” açıklamasında bulundu.

Dünyâ Engelliler Vakfı ve Dünyâ Engelliler Birliği Başkanı Metin Şentürk de ibâdet etmek isteyen gönüllere engel olmadığını belirterek, ‘‘Hayâtta herkesin bir hikâyesi var. İster sevelim ister sevmeyelim. Bu hikâyeyi seçmek ya da yazmak bizim elimizde değil. Ama bu hikâyenin içinde kahraman mı olacağız yoksa figüran mı olacağız. İşte bu bizim elimizde. Herkes hikâyesinin kahramanı olmak için yaşamalı. Kahraman olmak için de ibâdetimizi sağlam yapmalıyız. İbâdete giden yoldan tüm engelleri kaldırmalıyız.’’ diye konuştu.

Çok sayıda engelli vatandaşın katıldığı törende, Zihinsel Özürlüler Gösteri Sanâtları Topluluğu Mehter Takımı ve engelliler korosu tarafından bir de konser verildi.

Uluslararası Engelliler Dîn Eğitimi, Metot ve Hizmetleri Çalıştayı Sonuç Bildirgesinde engellilerin dîn öğretimini ve ibâdet etmelerini kolaylaştırmak açısından önemli tavsiyelere yer verildi. Engelli bireylerin dîn eğitimi konusunda teknolojik imkânlardan faydalanması gerektiği vurgulanan bildiride, akıllı telefon, tablet gibi taşınabilir cihâzlar için uygulamalar tasarlanması gerektiği belirtildi.

Bildirgede engelli bireylerin dîn eğitimi konusunda günümüzde sık kullanılan akıllı telefon ve tablet gibi taşınabilir cihâzlarda kullanılabilecek uygulamalar tasarlanması gerektiği vurgulanırken, işitme engellilere yönelik Türk işâret dili ile temel Dîni Bilgiler, Hac ve Umre Rehberi, İlmihâl, Kur’ân-ı Kerîm Meâli, Elif Cüzü gibi konulara interaktif çalışmalarda yer verilmesi gerektiği anlatıldı.[16]

Bildirgede öne çıkan diğer maddeler şunlar oldu: “Engelli bireylere yönelik dînî ve mânevî hizmetler evrensel, insânî ve hukûkî bir haktır. Bireylerin bu hakka erişiminin sağlanması için gerekli hukûkî ve yapısal düzenlemelerin ivedilikle hayâta geçirilmesi gerekmektedir. Âile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB), Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyânet İşleri Başkanlığı (DİB) ilgili kânûnların çıkarılmasında tâkipçi olmalıdır. Engellilere dîn eğitimi verecek öğreticilerin hem ilâhiyat hem özel eğitim alanında yetkinlik sâhibi olmaları gerekmektedir. Bu konuda ihtiyâç duyulan düzenlemeler YÖK ve Üniversiteler tarafından yapılmalıdır. İlâhiyat fakültelerine özel eğitim dersleri konulmalıdır. İşitme engelli okullarında görev yapan DKAB (Dîn Kültürü ve Ahlâk Bilgisi) öğretmenlerine, Türk işâret dili bilme zorunluluğu getirilmelidir.[17]

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Faruk ÖZTİMUR’un Sunumu:[18]

Sayın Bakanım, Sayın Diyânet İşleri Başkanım, çok değerli Özürlüler İdâresi Başkanım, eski bakanlarım, eski milletvekillerim ve çok değerli hocalarım, değerli akademisyenler, Diyânet İşleri Başkanlığının çok değerli temsilcileri, Türkiye Sakatlar Konfederasyonuna bağlı değerli federasyon başkanları ve değerli mensupları; gerçekten çok heyecânlı ve önemli, yıllardır özlemini yaşadığımız, gündeme getirmek için büyük çaba sarf ettiğimiz konunun, Diyânet İşleri Başkanlığı tarafından dile getirilmesi bize mutluluk veriyor.

Biz nasıl ibâdet yaparız, nasıl câmiye gideriz? Yakınlarımız, ebeveynlerimiz, dostlarımız vardır, onları son yolculuğuna uğurlamaya câmilere nasıl geliriz, nasıl ulaşırız? Her gün Kocatepe Câmii’ne gelirken, 4-5 kişinin yardımıyla merdivenleri çıkabiliyoruz. Her yakınımızı, hattâ özürlüler için yıllardır hizmet etmiş Sakatlar Derneğimizin kurucularının son yolculuğunda bakıyoruz özürlüler bir kenarda, abdesthâneye giremiyor ve orada, onların cenâze namazında bulunamıyor ve maalesef konuyu büyük bir kısmı bilemiyor.

Yıllardır vaazlar veriliyor, işitme engelliler için işâret lisânıyla çeviri yapılamıyor. Birdenbire, yeni gelen Diyânet İşleri Başkanımın önderliğinde ve Sayın Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ’ün hazırladığı bu güzel projeyle, büyük bir sevinç yaratan, yüreğimizi hoplatan çok önemli mesâjlar geliyor. Bir taraftan Diyânet İşleri Başkanlığı kabartma Kur’ân-ı Kerîm’i bastırdı ve bizlerin hizmetine sundu. Diğer taraftan ilk defâ Diyânet İşleri Başkanlığı bizlere iftâr yemeği verdi. 3 Aralık Dünyâ Özürlüler Gününde câmilerde ve televizyonlarda dînî programlar yapıldı. İki gün boyunca özürlülerin sorunları ve çözüm önerileri konuşulacak. Diyânet İşleri Başkanım ve diğer yetkililere ve hizmeti geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum.

Tekerlekli sandalye ile bâzı yerlere kendim çıkamıyorsam ben mi engelliyim yoksa mîmârı mi engelli? Burada deminden beri işâret diliyle arkadaşım konuşuyor, siz onu anlamıyorsunuz, Bu arkadaşım, hastaneye gittiği zamân işâret dilini bilen yok. Mahkemeye gittiği zamân da onu anlayan yok. Câmide bu dili bilen hoca da yok. Şimdi bu konuşuyor, duymuyorsanız, kim engelli? Yıllardır vaazlar veriliyor, işitme engelliler için işâret lisânıyla çeviri yapılamıyor.

Çoğu özürlümüz daha evinden dışarı çıkamıyor. Şimdi evinden çıkamayan, sandalye bulamayan engellilerimiz var. Dârüşşafakalar ve dârü'lacêzeler açmış, kuş sesiyle zihinsel özürlülere destek vermiş, onların eğitimini ve rahatlamasını sağlamış Osmanlı’nın torunları olarak engellilere daha fazla hizmet verilsin istiyoruz.

Mezârlıklara giremiyoruz, bu, belediyelerin konusu. Câmilere giremiyoruz. Hac ibâdetini yapmak istediğimiz zamân sorunlar çıkıyor. İnşallâh iki gün boyunca sorunlarımız tartışılacak. Bu bizler için çok önemli.

Katılım, engellilerden çok daha fazla olabilirdi; ama, ben biraz önce telefonlar aldım, ülkemizin şartları, bir taraftan mîmâri engeller, bir taraftan üst geçitler, bir taraftan kaldırımlar, bir de kar öyle bir vurdu ki, buraya çok ulaşmak isteyen arkadaşlarımız gelemediler. Ben bu meseleyi daha fazla uzatmayarak, burada bize destek veren, güç verenlere, hepinize şükrânlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun, bizim için çok önemli olan bir konuyu gündeme getirdiğiniz için, câmiam adına, 8,4 milyon engelli adına teşekkür ediyorum, sağ olun var olun.

Dipnotlar:

[1] Paçacı, İbrâhîm; “II. Oturum, Konu: Engellilere Yönelik Hizmetler”, Ülkemizde Engelliler Gerçeği ve İslâm Sempozyumu, s.127-131.

[2] Buhârî, “Sulh” 11, “Cihâd” 72, 128; Müslim, “Zekât” 56.

[3] Tirmizî, “İmân” 6.

[4] İbni Mâce, “Edeb” 7.

[5] Buhârî, “Sulh” 11, “Cihâd” 72, 128; Müslim, “Zekât” 56.

[6] Keleş, Ekrem; “I. Oturum, Konu: Engelliler İle İlgili Hadislerin Analizi’nin Müzakeresi”, Ülkemizde Engelliler Gerçeği ve İslâm Sempozyumu, s.86-94.

[7] Bardakoğlu, Ali; “Açılış Konuşmaları”, Ülkemizde Engelliler Gerçeği ve İslâm Sempozyumu, s.19-20.

[8] https://www.engelliler.biz/forum/diger/33927-İslâm-engellilere-bakisi.html

[9] http://www.yildirimgazetesi.com/kose-yazilari/islmin-engellilere-bakisi-17211.html

[10] Sancaklı, Saffet, Hz. Peygamber’in  Engellilere  Karşı  Bakış  Açısının  Tesbiti, Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi, Yıl: 2006, Sayı: 2.

[11] Kulaksızoğlu, Adnan, Engelli Çocuk ve Ergenlerin El Kitabı, s.190.

[12] https://aliyeyucel.blogspot.com.tr/2012/07/bedensel-engelli-ve-namaz.html

[13] https://aliyeyucel.blogspot.com.tr/2012/07/bedensel-engelli-ve-namaz.html

[14] https://www.risalehaber.com/engelsiz-câmi’-engelsiz-ibadet-157710h.htm

[15] http://mânîsadasonnokta.com/469298-haber-ozel-haber-Diyânetten-câmi’lere-engelliler-icin-sarj-unitesi

[16] http://www.hurriyet.com.tr/engellilere-akilli-telefon-ve-tabletle-din-egitimi-37196967

[17] http://www.hurriyet.com.tr/engellilere-akilli-telefon-ve-tabletle-din-egitimi-37196967

[18] Öztimur, Ahmet Faruk; “Değerlendirme Oturumu”, Ülkemizde Engelliler Gerçeği ve İslâm Sempozyumu, s.265-267.